Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Ömer Seyfettin'in Başını Vermeyen Şehit hikayesinde neler anlatılıyor?

2,533
kez izlendi
Puan: 4.00 / 5
Detaylı Açıklama

Ömer Seyfettin'in Başını Vermeyen Şehit hikayesinde neler anlatılıyor?

Türkçülük akımının öncülerinden olan Ömer Seyfettin?in Başını Vermeyen Şehit hikâyesi milli ve dini duyguları yücelten bir yapıdadır. Hikâyede kullanılan mucize, keramet, gaza, şehitlik, kahramanlık gibi kavramlarla, edebiyat vasıtasıyla okura ulusal bilinç aşılanmaya çalışılmıştır. 

Osmanlı ordusu, etrafındaki bütün kaleleri aldığı halde, Zigetvar Kalesi'ni ele geçirememiştir. Son kuşatma da, kışın bastırması sonucu kaldırılmıştır. Ordu geri çekildiği halde, sonraki kuşatmalar ve güvenlik için küçük kaleler olan palankalar inşa edilerek, buralarda asker barındırılmaya başlanmıştır. Zigetvar?ın en yakınında olan Grigal palankasıdır. Palankanın kumandanı Ahmet Bey diğer boy beyleriyle beraber Kapuşvar'ın fethine gitmiştir. Ancak kış bastırınca askerleriyle tekrar palankasına dönemeyince, kale yüz kadar hasta, yaşlı, zayıf askerin korumasına ve Kuru Kadı denilen asker sınıfından olmayan bir ulemanın idaresine kalmıştır. 

Kurban bayramından bir gün önce Zigetvar Kalesi'nden çıkan düşman askerleri, savunmasız halde kalmış palankaya karşı saldırı düzenlerler. Palankanın önlerine gelince, teslim olmaları karşılığında canlarının bağışlanacağını söylerler. Ancak başta Deli Mehmet ve Deli Hüsrev diye anılan gözünü budaktan sakınmayan yiğitler olmak üzere hiçbir asker teslim olmayı kabul etmez. Onların teslim olmasını bekleyen 20 katı büyüklüğündeki düşman kuvvetlerine karşı iki koldan hücuma geçerler. Kollardan birini Deli Hüsrev, diğerini Deli Mehmet komuta etmektedir. 

Cenk çok şiddetli geçmektedir. İki taraftan da askerler birbirlerine kılıçla vurmakta, çok kan dökülmekte, insan yaralanmakta, ölmektedir. Savaşın en şiddetli anında Kuru Kadı, bir düşman şövalyesinin kargısıyla yaraladığı askerin başını kestiğini, sonra da kesik bu başla atına atladığını görür. Ardından Deli Hüsrev?in bağırışını işitir. "Mehmet, Mehmet! Canını verdin, başını verme Mehmet!" Bir anda kesik başlı şehit yerden fırladığı gibi kellesini götüren şövalyeye yetişir. Sert bir darbeyle onu atından aşağı yuvarlar. Yere düşen kesik başını alıp, yorgun bir kahraman gibi yanına uzanıverir. Bunu Kuru Kadı ve Deli Hüsrev'den başka gören olmaz. Savaş akşama kadar devam eder ve düşman çok sayıda kayıp vererek meydanı terk eder. Şehitlerin toprağa verilmek üzere toplandığı sırada, Deli Mehmet'in cesedi, kesik başı koltuğunun altında, uyur gibi yatarken bulunur ve olduğu yerde gömülür. 

Kuru Kadı, mezarın başında dua okurken, Deli Mehmet'i nurlar içinde kutlu bir biçimde görür. Sonra da günlerini mezarın başından ayrılmadan geçirmeye başlar. Ancak insanlar Kuru Kadı'nın şahit olduğu mucizeye inanmaz ve onun delirdiğini düşünürler. Kuru Kadı yemekten içmekten kesilir, perişan halde kırlarda dolaşan bir derviş olur. 

Kuru Kadı dolaşırken bir gün Deli Hüsrev?e rastlar. Hüsrev, "Neden gördüğün mucizeyi herkese anlattın," diye ona sitem eder. Ama ardından da, ikisinin şehit düşeceğini ve bu mucizeye bir kez daha şahit olacaklarını müjdeler. 

On iki sene sonra, Zigetvar zapt edilir. Savaş sırasında yaralananları toplayan Osmanlı askerleri, meşhur kahraman Deli Hüsrev'in bir gülleyle parçalanmış cesedinin yanında, uzun boylu, ak saçlı, ak sakallı, yeşil cübbeli bir şehit daha bulurlar. Üzerinde hiçbir silah olmayan, yarası bulunmayan bu şehidin kim olduğuysa bir türlü anlaşılamaz. Onun Kuru Kadı olduğu rivayet edilir.  

Ömer Seyfettin, Balkan Savaşı'nda, Yanya Kuşatması sırasında esir düşerek, yaklaşık bir yıl Atina yakınlarında esaret yaşamıştır. Başını Vermeyen Şehit ve pek çok hikâyesinde savaş meydanını, askerleri, esirliği olabildiğince gerçekçi anlatmasının sebebi bu dönem şahit olduğu olaylardır.

Videoyu Göster

Anne & Çocuk Kanalı

Hepsini göster

Yorumlar

Sitene ekle
Kapat