Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Küçük Deniz Kızı masalında neler oluyor?

888
kez izlendi
Puan: 4.00 / 5
Detaylı Açıklama

Küçük Deniz Kızı masalında neler oluyor?

Bir zamanlar denizin derinliklerinde balıklarla birlikte yaşayan altı güzel denizkızı varmış. Bunlar denizler altındaki ülkenin prensesleriymiş. Ama ne yazık ki anneleri öldüğünden onları büyükanneleri büyütüyormuş. İçlerinde en küçük ve güzel olanının en büyük dileği suyun üzerini görmekmiş. Ama insanların kötülüklerinden korunmayı öğrenecek yaş olan on beşine gelmesi gerekiyormuş. Büyük ablalarının, büyükannesinin yukarıdaki dünyayla ilgili anlattıklarını merakla, soluksuz dinliyormuş.
  
En sonunda küçük denizkızının insanların dünyasına çıkabileceği gün gelmiş. Heyecanla yukarı çıkmış. İlk olarak bir gemi, içinde şarkı söyleyip eğlenen şık insanlar ve güvertede dolaşıp davetlilerle ilgilenen yakışıklı bir prens görmüş. Gözlerini almadan izlemeye başlamış. Ama güneşli ve güzel hava birden kararmış ve şiddetli bir fırtına çıkmış. Çok geçmeden yelkenler parçalanmış, direkler kırılmış ve gemi sulara gömülmüş. Küçük denizkızı sularda çırpınan prensi son anda görüp azgın dalgaların içinden kurtarmış. Baygın haldeki prensi kucaklayıp kıyıya götürmüş, sahile bırakmış. Gece boyunca başından ayrılmadan, ayılmasını beklemiş. Sabah olunca birkaç kızın geldiğini görmesi üzerine hemen kayaların arkasına saklanmış. Bu sırada prens gözlerini açmış ve kendisini o kızların kurtardığını zannederek, onlara teşekkür etmiş. Ardından da kızların yardımıyla ayağa kalkarak, onlarla birlikte uzaklaşmış.
 
Küçük denizkızı prensin yaşadığı sarayı ablalarından öğrenmiş. O günden sonra her gün yüzeye çıkıp, uzaktan prensini izlemiş. Ona âşık olmuş ve yanına gitmezse yaşayamayacağına karar vermiş. Su cadısına gidip yardım istemiş. Cadı onu görünce korkunç sesiyle kahkaha atmış. "Niçin geldiğini biliyorum," demiş. "Balık kuyruğunu iki bacakla değiştirip, karaya çıkmak istiyorsun. Böylece prensle daha yakın olacağını düşünüyorsun. Ama bunun çok ağır bir bedeli var, biliyor musun?" "Bilmiyordum," demiş küçük denizkızı, "Ama insan olmak için her türlü bedeli ödemeye hazırım." "Sesini istiyorum," demiş cadı, "Şu şarkılar söyleyen güzel sesini." Denizkızı kafasını sallayarak kabul etmiş. Bu sırada cadı onu uyarmış, "Ama unutma, prens seni bütün kalbiyle sevmeli ve evlenmeli. Yoksa artık ne insan ne de denizkızı olabilirsin. Bir deniz köpüğüne dönüşüp sonsuza dek yok olursun." "Prensim için her şeye razıyım," demiş denizkızı. Bunun üzerine su cadısı, kıza içmesi için sihirli bir iksir vermiş.
 
Küçük denizkızı, tüm sevdikleriyle uzaktan sessizce vedalaşıp, suyun üzerine çıkıp iksiri içmiş. Kuyruğu kaybolup, bacakları çıkarken çektiği acının etkisiyle bayılmış. Gözlerini açtığı zaman prens karşısındaymış. Bahçede dolaşırken, onu bulmuş ve sarayına getirmiş. Prens kısa zamanda hiç konuşmayan, bu güzel ve zarif kızdan çok hoşlanmış, yanından ayırmamaya başlamış.

Prensle, küçük denizkızının şehirde dolaştığı bir gün prens, fırtınadan kurtulduğu zaman gözlerini açtığında ilk gördüğü kızı karşısında bulunca, "Hayatımı sana borçluyum," diyerek minnet duygusu içinde evlenme teklif etmiş. Küçük denizkızı konuşamadığı için buna karşı bile çıkamamış ve düğün hazırlıkları başlamış.
   
Muhteşem bir düğün oluyormuş. Herkes çok mutluymuş. Yalnızca küçük denizkızı ağlayarak, denize bakıyormuş. O gecenin sonunda, gün doğarken bir deniz köpüğüne dönüşüp sulara karışacakmış. Ama kimsenin denizkızının üzüntüsünü gördüğü bile yokmuş. Birden suların içinden ablaları çıkmış. Kafalarında hiç saç yokmuş. "Saçlarımızı su cadısına verdik, karşılığında da bu bıçağı aldık. Eğer bu gece, bıçağı prensin kalbine saplarsan büyü bozulacak. Tekrar denizkızına dönüşüp, aramıza katılacaksın," demişler. 

Küçük denizkızı bıçağı almış ama prense asla zarar veremeyeceğini biliyormuş. Güneş doğduğunda bedenini ağlayarak denize atmış. Ama suya düşmemiş. Kendini havada uçarken bulmuş. Çevresinde altın renkli ışıklar dans ediyormuş. "Biz havanın kızlarıyız," demişler. "Artık bizimle mutlu olursun." Küçük denizkızı gökyüzüne doğru yükselirken aşağıya, prensinin gemisine bakmış ve gülümsemiş.

Küçük yaşlarda babasını kaybedince okulu bırakıp, annesiyle birlikte temizlikçilik ve çamaşırcılık yapmak zorunda kalan Danimarkalı Hans Christian Andersen, yazdığı ve derlediği masallarla çocukların en büyük eğitimcilerinden biri olmuştur. Çok acıklı bir masal olan Küçük Deniz Kızı bize sevginin gücünü ve gerçek sevginin insanın kendi hayatından bile değerli olduğunu anlatmaktadır.

Videoyu Göster

Anne & Çocuk Kanalı

Hepsini göster

Yorumlar

Sitene ekle
Kapat