Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Üroonkolojik Cerrahi (Ürolojik Kanserlerin Tedavisi)

Böbrek kanserleri robotik cerrahi ile nasıl tedavi edilir?

2,809
kez izlendi
Puan: 4.00 / 5
Detaylı Açıklama
Üroloji Uzmanı

Böbrek kanserlerin tedavisi cerrahidir. Cerrahinin alternatifi herhangi bir tedavi seçeneği söz konusu değildir. Böbrek kanserlerinin standart tedavisinde böbrek, cerrahi yöntem ile tamamen alınır. Ancak son zamanlarda böbreğin içerisindeki tümörün yerleşimi veya tümörün boyutları göz önünde bulundurularak, sadece hastalıklı kısımlarının alınmasının bazı hastalarda böbreğin tamamının alınmasına eşdeğer hastalık kontrolü ve sağ kalım sağladığını öğrendik. Bu nedenle hastalar arasında seçim yaparak böbreği korumayı amaçlayan kanser cerrahisi giderek artan sıklıkla uygulanmaya başlandı. 

Her iki ameliyat için de böbreğe cerrahi olarak ulaşabilmek için insan vücudunun en ağrılı noktalarına bıçakla kesi yapmak gerekir. Bu ameliyatta iyileşme süreci oldukça  uzun, hasta için ağrılı, ailesi için de zahmetli  bir süreçtir. Ancak minimal invaziv cerrahi seçeneği olarak robotik cerrahi bu konuda önemli bir değişiklik sağladı, yeni bir çığır açtı. Robotik cerrahide laparoskopi prensipleri ile 4 ya da 5 post takılarak, buradan robotik enstümanlar aracılığı ile hem böbreğin tamamının alınması hem de böbreğin korunarak kanserli kısmın çıkartılması ameliyatının yapılması artık mümkün olabilmektedir. Hatta öyle bir ciddi fark söz konusudur ki, robotik cerrahi ile yapılan böbrek ameliyatlarından sonra kişi 6 saat sonra ayağa kalkabilir ve 24 saat sonra evine gidebilecek duruma gelir. Bununla birlikte bu hastaların sadece hareketlenmesi ve hastanede kalış süresi değil, ihtiyaç duydukları ilaç, ağrı kesici tedaviler konusunda da ciddi bir fark söz konusudur. Diğer taraftan, kanser kontrolü açısından ele aldığımızda, robotik cerrahi hem böbreğin tamamının alınması hem de böbreğin korunarak sadece kanserli kısımların çıkartılması ameliyatlarında kesinlikle açık cerrahiden daha üstün avantajlar sunmaktadır. 

Kasa ulaşan (kasa invaze) mesane kanseri tedavisi

İdrar torbası, yani mesane kanserleri iki ana başlık altında gruplandırılır. Bunlar kasa invaze olanlar ve kasa invaze olmayanlardır. Yani kasa ulaşan ya da kasa ulaşmayanlardır. Çünkü idrar torbasının içinde gelen veya idrar torbasından giden kan ve lenf damarları, idrar torbasının kas tabakasındadır. Buraya ulaşan hastalık bu damarların içine girerek lenfatik veya kan yoluyla vücudun diğer yerlerine sıçrayabilme yeteneği kazanır. Bu nedenle kasa ulaşan, kasın içerisine giren, tıpta kasa invaze olarak nitelenen kasa invaze idrar torbası kanseri potansiyel olarak hastanın hayatını tehdit eden bir hastalık haline gelmiş demektir ve çok ciddi tedaviler gerektirir.

Bugün için bu aşamadaki bir hastalığın standart tedavisi idrar torbasının alınmasıdır. İdrar torbası alındıktan sonra lenf bezlerinin temizlenmesi, hastalığın sıçrayabileceği yerlerin ortadan kaldırılması bize hem hastalığın gerçek aşamasını söyler hem de sıçramış olsa bile bir grup hastada hastalığın tedavisine ciddi katkı sağlar. Ancak bu tıptaki en büyük ameliyatlardan biridir. Erkeklerde idrar torbasının, prostat bezinin, meni keseciklerinin; kadınlarda yumurtaların, rahmin, idrar torbasının ve vajenin bir kısmının bu ameliyatla alınması gerekir. Ameliyatla lenfatik temizlik yapılır. 

Bir insan idrar torbası olmadan yaşayabilir. Bazı çocuklar annelerinin karnından idrar torbası olmadan doğar ve yaşamlarının sürdürebilirler. Ancak hiçbir insan çalışan böbrekleri olmadan veya böbreklerinin ürettiği idrarın kesintisiz olarak vücut dışından çıkışı sağlanmadan yaşamını sürdüremez. Bu nedenle idrar torbası alınan bir hastada üriner diversiyon adı verilen; idrarın vücut dışında kesintisiz çıkmasını sağlayacak ek bir ameliyat yapılması gerekir. Bu da ameliyatın boyutlarının daha da artıran bir yaklaşımdır. Ya bağırsaktan kısa bir segment alınarak karın duvarına bağlanır ve idrar böbrekten çıkar, üreterlerden bu bağırsak segmentine, oradan da karın duvarının dışına çıkar. Bu yöntem bu ameliyatların en pratiği, en kolayı ancak hasta için en zor kabul edilenidir. Diğer seçenekte ise bağırsaktan çok daha büyük bir parça alınır. Bu parça özel dikişlerle idrar torbası haline getirilir ve idrar torbasının çıktığı yere yerleştirilerek oraya bağlanır. Hastanın idrarı bağırsaktan yapılan özel torbanın içinde birikir, hasta biriken idrarını hissettikten sonra tuvalete gider ve sağlıklı olduğu zamanlardaki gibi idrarını yapar. 

Bu ameliyat gerçekten tıptaki en büyük ameliyatlardan biridir ve çok özel deneyimler gerektirir. Ameliyat hem açık yollar hem de kapalı yöntem olarak robotik cerrahi ile yapılabilir. Hastanede hastalara her iki seçenek de sunulur.  Bu ameliyat robotik cerrahi ile yapıldığında hastanın hem idrar torbasının, prostat bezinin ve lenf bezlerinin temizlenmesini hem de yeni bağırsak yapma ve bunu hastanın kullanımına sunma işini açığa geçmeden sadece robotik olarak hastanın karnının içerisinde bu robotun delikleri içerisinden yapılabiliyor.   

Mesane kanseri tedavisi

Mesane kanserleri iki ana başlık altında incelenir.  Mesane kanserleri genellikle mesanenin iç yüzünü döşeyen zardan başlar. Burada kalırsa, kasa invaze olmayan, kasa ulaşmayan hastalık olarak tanımlanır. Kasa ulaşan mesane kanserleri ise bambaşka bir hastalık olarak değerlendirilir.

Kasa ulaşan (kasa invaze) mesane kanseri  tedavisi nasıl  yapılır, öğrenmek için

Kasa ulaşmayan mesane kanserinin tedavisini belirleyen iki önemli kriter, bu hastalığın iki önemli özelliği söz konusudur. Mesane kanseri tekrar edebilen ve tekrar ettiğin kötü etkileri artan bir kanser türüdür. Örneğin tümörü oluşturan hücreler daha kötü özellikler kazanır veya mesanenin katmanları içinde daha derin, daha ileri noktalara ilerler. Mesane kanserinin tedavisinde bu iki unsur göz önünde bulundurularak tedavi seçeneği belirlenir. Tekrar etmesi, tekrar ederken farklı kötü özellikler kazanmasını engellemek gerekir. 

Mesane kanserinin cerrahi ve kemoterapi ile tedavisi

Mesane kanseri tedavisinde kötü huylu hiçbir hücre kalmayacak şekilde temizlik yapıldıktan, cerrahi operasyonla temizlendikten sonra mesane içerisine haftada 1 gün olmak üzere, en az 6 defa kemoterapi uygulamak gerekir. Mesane kanseri tedavisinde kemoterapinin yanı sıra ameliyat sonrasında idrar torbası içerisine verem aşısı enjekte edilir. Bu iki tedavinin amacı hastalığın tekrar etmesini ve tekrar ederken daha kötü özellikler kazanmasını engellemek amacıyladır. Bu tedaviler sayesinde birçok hastada hastalık tekrar etmezken, birçok hasta da daha ileri aşamalara gitmesine engel olunduğundan daha ciddi tedavilere maruz kalmaktan da korunur. Tedaviler idrar torbasının içerisine verilir. Tedavi, damardan veya ağızdan verilmediği için vücutta genel olarak sistemik bir yan etki; saç dökülmesi, mide bulantısı, kusma, ateş gibi yan etkiler olmaz. Hastalar tarafından çok kolay tolere edilir. Sadece hastaların haftada 2 saatini bu tedaviye ayırmaları gerekir. Ne var ki bu tedaviler idrar torbası kanserinin tekrarını tam olarak engellemeyeceği ya da bize hastalığın tekrarını güvenle gösterebilecek yöntem ve teknikler olmadığından hastaların mesanelerinin içerisine bakmak için kullanılan sisteskopi işleminin düzenli olarak devam edilmesi gerekir. Eğer hastalık bu tedavilere rağmen tekrar etmişse, yeniden benzer tedavilerin tekrarı ile hastaya bir kere daha şans vermekte yarar vardır. İlk cerrahi müdahale ve  kemoterapi sonrası sisteskopi ile kontrol veya hastalık tekrar ederse aynı tedavilerin tekrarı ile birçok hastanın tedavisinde önemli aşamalar kaydedilmiş durumdadır. 

Prostat kanserinin robotik cerrahi ile tedavisi

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanserdir.  Genellikle orta ve ileri yaştaki erkekleri etkiler. Ancak şunu da bilmek gerekir ki her prostat kanseri tedavi edilmeyi gerektirmez. 

Prostat kanserinde tedaviyi belirleyen kriterler
- Hastalığın prostat içerisine ne kadar yayıldığı
- Kanseri oluşturan hücrelerin saldırganlık dereceleri
- Hastanın yaşam beklentisi

10 yıldan uzun yaşam beklentisi olan ve kanseri prostat içerisinde sınırlı kanser türlerinde en ideal tedavi seçeneği cerrahidir. 

Prostat kanserinin cerrahi tedavisinde 3 farklı tedavi seçeneği bulunur. Birincisi, yılların testinden geçmiş, neredeyse 40-50 yıldır kullanılan açık cerrahi tekniğidir. Bu, birçok merkezde sıradan ameliyatlar arasına girmiştir ve başarı ile gerçekleştirilmeye devam etmektedir. İkincisi, kısa bir süre boyunca moda olmuş ancak dezavantajları v e yan etkileri oldukça fazla olan lapatoskopik cerrahidir. Ancak artık prostat kanserlerinde laparoskopi cerrahisi tercih edilmemektedir. Bugün prostat kanseri tedavisinde deneyimli olan dünyanın hiçbir merkezinde laparoskopik cerrahi uygulanmamaktadır. Üçüncü ve prostat kanserinde ulaşılan son nokta olan, laparoskopi prensipleri ile yapılan robotik cerrahidir. Laparoskopik robotik cerrahide, laparoskopi prensipleri ile karın içerisine yerleştirilen portlar aracılığıyla robotun üstün görüntüleme teknolojisi ve enstrümanları kullanılır. Bu teknolojiler sayesinde çok daha hassas, çok daha titiz bir cerrahi uygulamak mümkün olmaktadır. Böylece hem kanser kontrolü hem de kanser sonrası fonksiyonel durumun korunması için hastalara büyük avantajlar sağlanmıştır. 

Açık ameliyat sonrası ağrı, insizyon, iyileşme süreci gibi durumlar, robotik cerrahi ile mümkün olan en düşük seviyeye getirilmiş durumdadır ancak konunun asıl önemli noktası prostat kanseri tedavisinde kaydedilen aşamalardır. Birincisi, robotik cerrahide kullanılan görüntüleme sistemleri ve ekipmanlar sayesinde kanser kontrolü diğer yöntemler kadar başarılı şekilde yapılmaktadır. İkincisi, idrar kontrolüdür. İdrar kontrolü için prostatın uç kısmında idrarı kontrol eden adalenin korunması ve idrar torbasının buraya ameliyat sonunda titizlikle bağlanması işlemidir. Robotik cerrahi bu konuda kendisinden önceki hiçbir tedavi seçeneğinin ulaşamadığı başarılara ulaşmıştır. Üçüncü ve son aşama ise, neredeyse bütün erkeklerin çok önem verdiği cinsel fonksiyonun devamıdır.

Prostat cerrahisinde cinsel fonksiyonların korunması

Prostatın her iki yanında penise doğru uzanan sinirler yerleşmiş durumdadır. Bu sinirleri açık ameliyatta looplar aracılığı ile bile görmek, tanımlamak ve korumak her zaman başarı ile gerçekleştirilememektedir. Robotik cerrahideki görüntüleme teknolojisi ve hassas enstrümanlar sayesinde prostat cerrahisi sırasında cinsel fonksiyonları etkileyen sinirler korunabilmektedir. 

Robotik cerrahi ile başarı ile gerçekleştirilen aşamalar
- Kanser kontrolü
- İdrar kontrolü
- Cinsel fonksiyonların korunması 

Testis kanseri tedavisi

Testis kanseri 18 - 35 yaş arasındaki genç erkeklerde en sık  görülen kanserlerden bir tanesidir ancak testis kanseri doğru tedavi edildiği taktirde tamamen iyileşebilen bir kanser türüdür. Hatta bu kanseri türündeki başarı o kadar ileri seviyededir ki, diğer birçok kanserin tedavisinde, testis kanserinde elde edilen deneyimler yol gösterici olmuştur. Diğer yandan, testis kanseri doğru tedavi edilmediğinde hızlı bir şekilde yayılan bir kanser türüdür. 

Testis kanserinin tedavisinde iki önemli kriter vardır. Testis kanseri tedavisinde kanserin seminom ve nonseminom olması ile hastalığın vücuda ne kadar yayılmış olduğu olmak üzere iki önemli kriter söz konusudur. 

Testis kanserinin vücuda yayılması aşama aşama gerçekleşir. Genelikle hem sağ hem de sol testis tümörlerinin sıçrayacağı yerler bellidir. Testis tümörleri kemoterapiye çok duyarlı tümörlerdir. Bu anlamda bazı testis kanseri hastaları başka hiçbir tedaviye gerek kalmadan sadece kemoterapi sonrası hastalığın etkilerinden tamamen kurtulur. Kemoterapi sonrasında, testis tümörünün vücut içerisinde yayıldığı başka yerler varsa, kalan kanserli hücrelerin cerrahi operasyon ile temizlenmesi gerekir. Çünkü bunların içerisinde, bir kısmında kanser, bir kısmında da teraton adı verilen, kemoterapiye yanıt vermeyen ve olduğu yerde büyüyen, büyürken de içerisinde yeni ve farklı kanserler türetebilen yapılar bulunuyor olabilir. Erken teşhis edilmiş testis tümörleri kombine bir şekilde hem kemoterapi hem de cerrahi tedavi ile tamamen temizlenebilir. Cerrahi tedavi, kemoterapi sonrası kalan kitlelerin temizlenmesinde son derece önemlidir ve büyük bir deneyim gerektirir. Bu anlamda sadece bu konuda uzmanlaşmış merkezlerde uygulanması gerekir. 

Videoyu Göster
Sitene ekle
Kapat