Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Tavuk Karası (Gece Körlüğü)

Tavuk karası nasıl tedavi edilir?

51,785
kez izlendi
Puan: 4.62 / 5
Detaylı Açıklama
Göz Hastalıkları Uzmanı

Tavuk karası hastalığı halk arasında gece körlüğü adı ile de bilinir. Genetik sebepli bir hastalıktır. Özellikle akraba evliliği olanlarda daha sık görülen bir hastalıktır. Tıbbi adı retinitis pigmentosadır. Yani retinanın hastalığıdır.

Bu hastalığa erken yaştan başlayarak optik kusurlar, katarakt gelişimi, görme sinirinde zayıflama, göz tansiyonu gibi bulgular eşlik edebilir. O yüzden hastalar mutlaka göz doktorunun, retina doktorunun takibinde olmalıdır. Sarı noktada ödem gelişebilir. Bunlara zamanında tedavi yapılabilmesi için takip edilmesi gerekir.
 
Retina gözün içini, iç duvarını saran makette turuncu olarak gösterilen çok ince, 200 mikron civarında, yani milimetrenin 5'te biri kalınlığında sinir dokusundan, bunu besleyen damar hücrelerinden ve destek hücrelerinden oluşan, gözün beyni olarak da tanımlanabilecek dokudur.
 
Retina üzerinde hasarlanan doku hücreleri kendini yenileyemez. Retinitis pigmentosa ya da halk arasında tavuk karası olarak bilinen hastalığında da bu hücrelerin özellikle ışığı algılayan dış tabakalarında ilerleyici, hasarlanmaya bağlı olarak çocuk yaşlardan başlayıp ilerleyen yaşlarda görme keskinliğinin giderek azalması şeklinde tanımlanan ve bu şekilde bulgu veren bir hastalıktır.

 
Tavuk karası hastalığı genetik geçiş gösteren bir hastalıktır. Yani genlerle bir sonraki nesle aktarılabilir. Burada da çok fazla sayıdaki gende bir bozukluktan kaynaklanıyor olabilir.
 
Genetik bozukluklar kişiden kişiye farklılık gösterdiği için illa anne babada bu hastalık olması gerekmez. Bir önceki nesillerde de olup olmadığını sorgulamamız gerekir. Ailede eskiden az görme, ışık hissinin kaybına kadar giden ciddi görme kayıpları var mı, yok mu diye bu öğrenilmeye çalışılır. 
 
Sonuçta genetik geçiş gösteren, doğuştan gelen, kişiden kişiye ilerleme hızları farklılık gösterebilen genetik bozukluğun yerinin farklılık gösterdiği bir hastalıktır.

Genetik kökenli olan ve doğuştan var olan tavuk karası hastalığı 100'den fazla gendeki bir farklılıktan kaynaklanır ve günümüzde genetik anlamda bir tedavisi henüz yoktur. 
 

Görme çok azaldığında son yıllarda yeni birtakım çalışmaları yapılan oküvizyonun, yani elektriksel uyarı göndererek haftada bir yapılan tedavilerle görme alanındaki kaybın ve görme keskinliğinin kurunduğuna dair birtakım çalışmalar vardır. Bunlar uygulanabilir. Bunlar haftada bir uygulanan tedavilerdir. En az 6 ay boyunca uygulamak gerekir. Eğer hasta mutlu oluyorsa bu tedavi uzatılabilir. Henüz sadece ön çalışmaları yapılmış bir tedavi metodudur.
 
Bir başka çok önemli yenilik ise ilk defa bizim hastanemizde yapılan retina implantıdır. Yani göze, retinaya çip takılması veya biyonik göz şeklinde bilinen ameliyatla da maketin üzerindeki gözün, görme seviyesi çok azalmış, artık son safhadaki, ancak ışık hissini görebilen ya da hafif bir el hareketini görebilen hastalara uygulanan bir tedavidir.
 
Retina implantı retinanın en ortasındaki sarı nokta denilen ve en değerli hücrelerin olduğu bölgeye bir elektrot dizisi yerleştirilerek ve daha sonra hastanın gözlük takıp birtakım elektronik parçalarla da oluşan bu komplike cihazı kullanarak, retinanın normalde hasarlı kısmına bu hücrelere elektriksel uyarıları verip, bu, beyindeki görme merkezine optik sinir vasıtasıyla ilerletilir. Bu tedavi, görmenin tekrar hatırlandığı, tekrar öğrenildiği bir tedavi ya da rehabilitasyon sürecidir diyebiliriz.
 
Görmenin çok azaldığı ancak iki gözde de ışık hissi seviyesine indiği, el hareketi seviyesine indiği gözlerde ise son yıllarda biyonik göz adı altında bilinen ya da retinaya implant retinaya çip takılma denilen ameliyatla da görme merkezindeki sarı noktaya, en değerli alana yerleştirilen elektrotlarla tekrar hastanın yürüyebilmesine, dolaşabilmesine, küçük ve büyük objeleri seçebilmesine izin veren ameliyatlar yapılabilmektedir.

 
Tavuk karasında, adından da anlaşıldığı gibi hastalar özellikle gece, loş ışıkla daha zor görürler, güçlükle hareket edebilirler. Ancak hastalığın bulguları yaşına göre ve hastalığın evresine göre de değişebilir.
 
Özellikle çocukluk yaşlarında bu hastalık vardır. Çocuklar bunu daha çok görmede zorlanma, bulanık görme şikayetleriyle ifade edebilirler. Okulda başarısızlık üzerine göz doktoruna muayeneye giderler. O muayenede sadece göz, görme keskinliği ve gözlük muayenesi yapılırsa, retinaya iyice bakılmazsa bu rahatlıkla atlanabilecek bir durumdur. Ancak bir damla damlatılarak göz bebeğini büyüttükten sonra retinaya çok dikkatli bakılırsa ilk bulgularını yakalama şansı olmaktadır. Bu evre ilerledikten sonra hastaların retinanın özellikle uç prifer kısımlarından başlayarak sıklıkla arka tarafa doğru ilerler. Bu da hastada görme alanında giderek daralma şeklinde ifade edebilir.
 
Normal bir insan iki yana doğru görürken bu hastada görme alanı daralır ve en sonunda tübler görme denilen 20 derecede, daha sonra da 10 derece bir alanda görme kalır. Daha sonra da bu alanda da ilerlediği evrede artık görme görme bulanır. Renkler gider ve en sonunda da detayları bulanır. Hastalığın sonunda ışık hissi kaybına kadar ilerleyebilir.
 
 
Tavuk karası hastalığı, gece körlüğü adıyla da bilinen ya da tıbbi adı retinitis pigmentosa olan hastalıkta biyonik göz hastalığın ileri safhalarında hastanın iki gözünde de hastalık ilerlediğinde ışık hissi seviyelerine kadar iner. Ya da el hareketi seviyesinde de olabilir. Bu seviyelere indiğinde biyonik göz denilen retinanın üzerindeki sarı noktaya yerleştirilen, maket üzerinde de gösterecek olursak retina dokusu turuncu tabakadır. Bunun merkezindeki sarı noktanın üzerine yerleştirilen bir retina implantından bahsedilir. Bu implantın bir göz içi kısmı vardır. Bu sarı noktanın üzerine yerleştirilir. Bi de gözün çevresine yerleştirilen kasların etrafına, beyazına yerleştirilen bir parça vardır.
 
Hasta ameliyat sonrasında bir gözlük takar ve bu gözlüğün ortasında bir kamera vardır. Hasta kameradan merkez alanı tarayarak görebiliyor. Hastanın yanında taşıdığı küçük bir çantası vardır, orası aslında bir bilgisayardır. Bu kameradan alınan görüntüler elektronik devrelerle oradaki veriler dönüştürülerek tekrar gözlüğe, gözün çevresindeki elektronik kısma, oradan yine retinanın, sarı noktanın üzerindeki elektrot dizisine elektriksel uyarı uygulanır. Ondan sonra bu uyarı, görme siniri sağlam olan hastada görme siniri ile beynin görme merkezine iletilir. Daha önce görmüş, görmeyi bilen hasta görmeyi tekrar hatırlar ve görmeyi öğrenir. Önce siluet tarzında görebilme, yani objeleri seçebilme ya da baktığı yerde kapıyı, oturacağı sandalyeyi, masa gibi büyük cisimleri görmeyi, daha sonra da küçük cisimleri görmeyi öğreniyor. Daha özgür olarak hareket etmeyi sağlayabiliyor. Bazı hastalarda ise kısmen büyük puntoları okuma da sağlanabiliyor.
 
 
Bu hastalıkta maalesef yüzden fazla gende mutasyon denilen farklılık, bozulma sonucunda bu hastalık meydana geliyor ve her hastaya o yüzden genetik danışmanlık öneriliyor. Çünkü birincil olarak kendilerindeki genetik tip nedir, bazı hastalar için özellikle çocuk sahibi olmak isteyenler için risk nedir, ailede bu nasıl geçiş göstermektedir, dominant denilen ya da resesif denilen hangi tipte geçtiğine bakmak önemlidir.
 
Tavuk karası için bir yandan da kök hücre tedavilerinin insan üzerinde çalışmaları başladı. Bu hastalıkta retina dokusunda ilerleyici bir hasar söz konusudur. Bu hasar özellikle de dış katmanlarda ve ışığı algılayıcı hücrelerde gerçekleşir. Son yıllarda insanlarda da uygulaması başlamış durumdadır.
 
Tavuk karası hastalığı retinanın hücre kaybına neden olacak bir hastalıktır. Özellikle bütün retinada değil ama sarı nokta denilen tam merkezindeki keskin görüşü sağlayan hücrelerden sorumlu olan alanın o bölgeye, retinanın altına, çeşitli kaynaklardan elde edilen kök hücre ameliyatla yerleştirildikten sonra burada yerleşebiliyor mu, daha sonra ikinci olarak da fonksiyon görebiliyor mu diye bakılır. Yani hastanın görme merkezinde görüş devam ediyor mu diye çalışmalar devam ediyor. Kök hücre şu anda insanda uygulanmaya başlamış gelişme şeklinde olan bir tedavi şeklidir.
 
Bir başka metot, oküvizyon adı altında olan retinanın yine gözün iç çeperindeki hücreleri göze bir kontak lens, elektrotla uyararak retinaya elektriksel uyarı gönderilen bir sistemdir. Hastanede haftalık yarım saatlik seanslar şeklinde uygulanan bir tedavidir. Bu konuda da özellikle son 3 yılda yapılmış araştırmaların sonuçları vardır. Bunlar haftada bir retinada hasarlı olan bölgelerin elektriksel uyarılmasıyla kalan hücrelerin fonksiyonunda artış, korunma ya da hastalığın ilerlemesini durdurmayı amaçlayan metotlardır. Bu metotların en az 6 ay olmak üzere kullanılması gerekir. Hatta hasta mutlu ise bu tedavi süresi daha da uzatılarak mevcut görmeyi korumayı amaçlar.

 
Tavuk karası hastalığı ancak detaylı bir göz muayenesi ile teşhis edilebilir. Tavuk karası hastalığı sıklıkla çocukluk yaşlarında kendini gösterir. Hastalık ilerledikçe klinik bulgular tam olarak oturur. Biz gözle baktığımızda retinada renk değişikliklerini, görme sinirindeki hasarları, damarlardaki incelmeleri ancak orta ve ileri saflarda görebiliriz.
 
Tavuk karasının ilk evreleri sıklıkla çocukluk yaşlarında ve gözlük problemi diyerek görmedeki bulanıklığın sebebi diye atlanabilir. Retina muayenesinde detaylı bakılması gerekir. Bu da şöyle yapılır: Maket üzerinde gösterecek olursak göz bebeğini büyütücü bir damla damlattıktan sonra göz bebeği büyütülmeli ve makette turuncu renkte ifade edilen gözün iç çeperini saran çok ince olan retina dokusunun her tarafı özel mercekler yardımı ile incelenmelidir.
 
Bu hastalığın orta ve ileri evrelerinde giderek uç kısımdan başlayarak özellikle retinada renk değişiklikleri normal turuncu ya da hafif turuncu olarak görünen dokuda birtakım lekelenmeler şeklinde görebiliriz. Klinik bulgularda ise aile hikayesinden şüphelenmek gerekir. Bu bulgular olmadığı zaman sıklıkla bir gözlük verilerek çocuklarda bu tanı atlanabilir. İlerleyen evrelerinde retinadaki bu değişiklikler giderek ilerler ve artık görme merkezinde, bazı alt tiplerinde sarı nokta diye tabir edilen retinanın tam merkezindeki en değerli hücrelerde de değişiklikler olabilir. O zaman merkezi görme daha hızlı ilerleyebilir. Bu anlamda ancak, hastanın takibinde görme alanı denilen testlerden ve elektrofizyolojik testlerden ışığı algılayıp beyne iletilip iletilmediğini gösteren ve bunda bir bozukluk olup olmadığını gösteren üst tetkiklerle kesin tanı koyulması mümkündür.

Videoyu Göster
Sitene ekle
Kapat