Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Sinüzit ve Tedavisi

Sinüzit tedavisi nasıl yapılır?

17,788
kez izlendi
Puan: 4.00 / 5
Detaylı Açıklama
KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı

Burnumuzu çevreleyen kemiklerin içerisinde yer alan hava boşlukları sinüs olarak adlandırılmaktadır. Alın kemiğimizde, yanak kemiklerimizde, gözlerin arasında yer alan etmoid kemikte ve kafa içindeki sfenoid kemikte, sağ ve sol tarafta dörder adet olmak üzere toplam sekiz adet sinüsümüz vardır. Sinüslerin içini döşeyen mukoza adı verilen zar yapı günde yarım ila bir litre arasında sümük üretmekte bu salgı mukoza yüzeyinde kamçı hareketi yapan küçük tüycükler tarafından
sinüslerin boşalma kanallarına doğru taşınarak buradan burun içine aktarılmaktadır. Sinüzit genel olarak sinüs boşluklarını döşeyen mukozanın iltihabı anlamına gelmektedir.

Sinüzit hastalığının en sık nedenleri sinüsler içinde üretilen salgıları boşalma kanalına taşıyan sistemin normal çalışmaması ya da boşalma kanalının tıkanması sonucunda sinüslerde biriken salgı içinde mikro organizmaların çoğalmasıdır.

Delici travmalar, sinüslere komşu diş köklerindeki enfeksiyonlar ve kan yolu ile sinüslere gelen mikroorganizmalar daha az karşılaşılan sinüzit nedenleridir. Sinüsler içinde salgıları taşınmasını sağlayan sistemi bozarak sinüzite neden olan en sık etken viral üst solunum yolu enfeksiyonlarıdır. Sinüs boşalma kanallarında daralma veya tıkanma sonucunda sinüzite yol açan en sık etkenler ise alerji, polip  gibi hastalıklar ve burun içi eğiklik, burun eti büyümesi gibi anatomik bozukluklardır.

Genellikle virüslere bağlı oluşan üst solunum yolu enfeksiyonlarında şikayetlerin 5-6 günden uzun sürmesi ve burun içindeki salgıların berraktan sarı yeşil renge dönmesi sinüzit hastalığının başladığını düşündürmelidir.

Sinüzit tedavisi

Sinüzit hastalığının tedavisinde tıbbi tedavi ve cerrahi tedavi olmak üzere 2 farklı yöntem uygulanmaktadır. Sinüzit, akut sinüzit olarak adlandırılan erken dönemde tanı konulduğunda genellikle tıbbi tedaviye oldukça iyi cevap veren bir hastalıktır.

Tıbbi tedavinin amacı tıkalı olan sinüs boşalma kanallarının açılması ile sinüslerde biriken salgıların boşalmasını ve sinüslere hava girişini sağlamaktır.

Sinüzitte uygulanan başlıca tıbbi tedavi yöntemleri
- Koruyucu önlemler
- Destek tedaviler
- İlaç tedavileri

Koruyucu önlemler, sinüs fonksiyonlarını etkileyerek sinüzit oluşumuna zemin hazırlayan ve iyileşme üzerine olumsuz etki yapan solunum havasındaki oksijenin azlığı, kirlilik, kuruma ve sigara dumanı gibi faktörlerin kontrol edilmesidir

Yetersiz sıvı alımı ya da aşırı su kaybı sümük salgısının kıvamını ve akışkanlığını azaltarak sinüslerin temizlenmesini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle tedavi sırasında günde en az 2 litre olmak üzere ılık su tüketilmesi tavsiye edilmektedir.

Bilinen alerjisi olan hastaların alerjiye neden olan alerjenlerin bulunduğu ortamlardan uzak durması tedaviye olumlu katkı sağlayacaktır.

İlaç tedavisine destek olan en önemli uygulama burun içinde biriken kabuk ve iltihaplı salgıların uygun konsantrasyonda tuzlu su içeren spreyler ya da aparatlar yardımı ile temizlenmesidir.

Sinüzit tedavisinde kullanılan en önemli ilaçlar antibiyotiklerdir. Sinüzitin erken dönemlerinde başvuran hastalarda en az 10 gün antibiyotik tedavisi uygulanmalıdır. 

Burun içindeki büyük poliplerin sinüs kanallarını tıkamasına bağlı oluşan sinüzitlerde ve sinüslerdeki iltihabın yayılması sonucu oluşan komplikasyonların varlığında ise genellikle öncelikle cerrahi tedavi tercih edilmektedir.

Sinüzit ameliyatı

Günümüzde sinüzit ameliyatlarında standart olarak kullanılan yöntem endoskopik sinüs cerrahisidir. Endoskopik sinüs cerrahisi, dışarıdan herhangi bir kesi yapılmadan burun deliklerinden sokulan ince kameraların sağladığı görüş altında ve hassas cerrahi aletler kullanılarak uygulanmaktadır.

Kronik sinüs hastalıklarında uygulanan endoskopik ameliyatlarda temel hedefler
- Sinüs bölgesindeki iltihaplı dokuların ve poliplerin temizlenmesi
- Sinüslerin tıkalı boşalma kanallarının açılarak genişletilmesi
- Sinüs kanallarını daraltarak sinüzit oluşmasına zemin hazırlayan çeşitli anatomik problemlerin düzeltilmesi

Anatomik olarak dar ve karmaşık bir bölgede aynı zamanda beyin, gözler, görme sinirleri, gözyaşı kanalları, şah damarları gibi önemli yapıların komşuluğunda gerçekleştirilen endoskopik sinüs ameliyatlarında başarısında ameliyatı yapacak doktorun bu alandaki eğitimi, tecrübesi ve teknik becerisi kadar teknolojik imkanların ve cerrahi ekipmanların da önemli rolü bulunmaktadır.

Sinüs ameliyatlarında iyi sonuçlar alabilmek için çok net görüntü sağlayan cerrahi kameraların, farklı açıları görmeyi sağlayan optik sistemlerin ve hastalıklı dokulara müdahale ederken normal dokuları koruyan özel cerrahi aletlerin kullanılması gerekmektedir.

Endoskopik sinüs ameliyatların sonuçları üzerinde  ameliyat kadar ameliyat sonrası bakım da çok önemli rol oynadığından ameliyat sonrasında kontrol ve pansumanların sinüs bölgesinde yara iyileşmesi tamamlanana kadar düzenli aralıklarla yapılması gerekmektedir.

Ameliyatsız yüz germe (ultherapy)

Günümüzde yaşlanmanın yüz ve boyun cildi üzerindeki olumsuz etkilerinin giderilmesine yönelik çok sayıda tedavi yöntemi uygulanmaktadır. Bu yöntemlerin büyük çoğunluğu yüzeysel kırışıklıkların giderilmesine ya da yüzün çeşitli bölgelerinde oluşan hacim kayıplarının yerine konulmasına yönelik olup, cilt altı dokularda esneklik ve sıkılık sağlayan kolajenin yıllar içerisinde azalması ile beraber oluşan gevşeme ve sarkmalar üzerinde belirgin etkileri olmamaktadır.

Yüz ve boyun cildindeki gevşeme ve sarkmaların tedavisinde en etkili yöntem ameliyattır ancak bu ameliyatların sonrasında gereken iyileşme döneminin yanı sıra cerrahiye bağlı riskleri ve maliyetleri göze almak istemeyen ya da ameliyat gerektirecek ölçüde problemi olmayan kişiler için alternatif yöntemler de mevcuttur.

Cerrahiye alternatif olan yüz ve boyun cildi sıkılaştırma yöntemleri içinde en fazla tercih edilenlerden birisi cildin farklı taşıyıcı tabakalarında kolajen üretimini artırarak sıkılaşma sağlayan FDA onaylı Ultherapy teknolojisidir.

Ulthera cihazı ile gerçekleştirilen Ultherapy uygulaması sırasında cilt yüzeyinin 3 ve 4,5 mm derinliğindeki taşıyıcı bağ dokusu tabakalarında ultrason dalgaları ile oluşturulan mikroskobik ısı hasarları ile yeni kolajen üretimi uyarılarak sıkılaşma sağlanmaktadır.

Boyun, gıdı, yanaklar, göz çevresi ve dekolte bölgelerinde uygulanabilen bu tedavi sırasında uygulama yapılacak bölgenin ultrason ekranından takip edilmesi ile etkinin hassas bir şekilde hedeflenen dokuda oluşması bu teknolojiyi aynı amaçla uygulanan diğer yöntemlere göre avantajlı hale getirmektedir.

Uygulamanın ardından günlük aktivitelere hemen dönülebilmekte, dikkat edilmesi gereken özel bir durum ya da alınması gereken bir önlem bulunmamaktadır. 

Horlama ve uyku apnesi tanısında uyku endoskopisi

Uyku apnesi, uykuda nefes alma sırasında hava yolunu çevreleyen dokuların gevşeyip çökerek hava kanalını tıkaması sonucunda solunumun azalması ya da tamamen durması anlamına gelmektedir.

Oldukça ciddi bir sağlık sorunu olan uyku apnesi, oksijen yetmezliğine bağlı gün içinde sürekli uykululuk, yorgunluk, kilo alma, depresyon, baş ağrısı gibi problemlere neden olmasının yanı sıra damarların cidarında ve beyinde bulunan reseptör adı verilen yapıların kandaki oksijen azlığını algılayarak kalbi uyaran sinyaller oluşturmasına bağlı olarak yüksek tansiyon, kronik kalp hastalıkları ya da ciddi kalp ritmi bozulmaları ve kalp durması gibi sonuçlar doğurabilmektedir.

Uyku apnesi hastalığının başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için problemin nedeninin yani solunum yolunda tıkanmanın olduğu bölgenin saptanması gereklidir. 

Apne tanısında en önemli yöntem olarak kabul edilen ve normal uyku sırasında yapılan uyku testleri ise apnenin varlığını ispatlamasına ve derecesini göstermesine karşın problemin nedenini yani tıkanma bölgesini göstermemektedir. Bu nedenle yakın geçmişe kadar uyku testi ile apne tanısı konulan hastalarda genellikle öncelikle damak bölgesine yönelik ameliyatlar uygulanmakta, bu şekilde çözüm bulunamayan hastalarda dil köküne yönelik müdahaleler denenmekte ya da basınçlı uyku maskeleri tercih edilmekteydi. Son zamanlarda uygulanmaya başlanan uyku endoskopisi yöntemi ile solunumun durmasına yol açan hava yolu tıkanıklığının yerinin ve şeklinin tam olarak tespit edilmesi ve doğru tedavi yöntemlerinin seçilmesi mümkün hale gelmiştir.

Burun estetiğinde ultrasonik piezocerrahi

İlk olarak 2001 yılında çene cerrahisi alanında kullanılmaya başlanan piezoelektrik cihazlar son zamanlarda estetik burun ameliyatlarında kemik dokuların kesilmesi ve şekillendirilmesi amacıyla kullanılmaya başlanmıştır. Piezoelektrik prensipleri ile çalışan cihazların ürettiği ultrasonik titreşimlerle burun kemiklerinde kesici etki sağlanırken işlem bölgesindeki mukoza, damar, sinir gibi yumuşak dokularda herhangi bir hasar oluşmaması bu teknolojinin en önemli özelliği olarak ön plana çıkmaktadır.

Piezoelektirik cihazların çalışması sırasında fonksiyon gören aktif kesici uçlar yukarı - aşağı ve ileri - geri yönde mikroskobik titreşim göstermekte ve kesici etkinin oluşması için kemikler üzerinde aynı amaçla kullanılan mekanik aletlere göre çok daha az bir baskı uygulanması yeterli olmaktadır.

Estetik burun ameliyatlarında piezoelektrik cihazların kullanılması ile elde edilen en önemli avantajlar şöyle sıralanabilir:
- Burun kemiklerinde tam istenilen yerde ve özellikte hassas kesiler yapılırken komşu mukoza ve damarlarda hasar ve kanama oluşmaması sayesinde ameliyat sonrasında gözler çevresinde oluşan morluklarının daha az izlenmesi,
- Piezocerrahi ile yapılan kesilerde kemik iyileşmesinin standart mekanik tekniklere göre %60 oranında hızlı olması
- Bu teknoloji ile burun kemiklerine kesme dışında şekillendirme da yapılabildiği için 
yumuşak ve düzgün burun hatlarının daha kolay elde edilebilmesi

Videoyu Göster
Sitene ekle
Kapat