Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

KBB Sorunlarında Tedavi Yöntemleri

Boğaz pastillerinin yan etkisi var mı?

7,582
kez izlendi
Puan: 4.00 / 5
Detaylı Açıklama

Üst solunum yolu enfeksiyonlarının nedeni virüsler ya da bakterilerdir. Bu enfeksiyonların %70 kadarı virüs kaynaklıdır. Geriye kalan %30'luk kısımda ise etken patojen bakterilerdir. Enfeksiyon bakteriyel isetedavide antibiyoterapi birinci tercih iken, etken virüs ise daha çok septomatik ya da antiviral ajanlar tercih edilmelidir. 

Bir üst solunum yolu enfeksiyonu olan tonsilit yani bademcik enfeksiyonunun en sık etken patojeni beta hemolitik streptokoklar olarak bilinir. Beta hemolitik streptokok bademcik enfeksiyonuna neden olan bakterinin adıdır. Oysaki beta hemolitik streptokoklar bakteriyel nedenli tonsilitlerin, yani %30'luk kısmın en sık nedenidir. Aslında bütün üst solunum yolu enfeksiyonlarında olduğu gibi tonsilitin de en sık nedeni virüslerdir.  Bu nedenle bir üst solunum yolu enfeksiyonu tedavisi planlanırken hastalığa neden olan patojenin daha sıklıkla virüsler olduğu akılda tutulmalıdır. 

Tedavi planlanırken hastalığın tedavisine ek olarak hastanın kendisinin ya da ebeveynlerinde bu konuda bilgilendirilmesi gerekmektedir. Çünkü üst solunum yolu enfeksiyonlarında antibiyotik kullanımı o kadar kötü bir hal almıştır ki, antibiyotik almadan bu tür enfeksiyonların tedavi edilemeyeceği şeklinde çok yanlış bir inanış vardır. Bu nedenle hastaya tedaviyi vermeden önce etkenin genellikle virüsler olduğunun ve viral enfeksiyonların tedavisinde antibiyoterapinin yeri olmadığı bilgisinin verilmesi gerekmektedir.  

Viral kaynaklı olan bir enfeksiyona antibiyotik tedavisi vermek bırakın hastayı iyileştirmeyi hastanın florasını bozmaktan tutun, bakteriyel direncin artmasına kadar birçok olumsuz etkiye sahiptir.

Antibiyotik kullanırken dikkat edilmesi gerekenler

Enfeksiyonlar bakteriyel, viral ve fungal olmak üzere kabaca üç başlık altında incelenebilir. Bakteriyel ve viral enfeksiyonlar daha sıklıkla karşımıza çıkarken fungal enfeksiyonlar oldukça nadir olarak görülürler. Antibiyotikler sadece bakteriyel enfeksiyonların tedavisinde kullanılır. Viral enfeksiyonlarda antibiyoterapinin kesinlikle yeri yoktur. Verilen antibiyoterapi bakteriyel direnç gelişimine neden olur ve doğal florayı gereksiz yere bozar. Gereksiz antibiyotik kullanımı antibiyotiklere karşı gelişen dirence de zemin hazırlar. 

Bu nedenle antibiyotik kullanmadan önce enfeksiyonun bakteriyel mi yoksa viral mi olduğu kesinlikle göz önüne alınmalıdır. Ülkemizde maalesef çok sıklıkla yapılan yanlışlardan birisi viral üst solunum yolu enfeksiyonlarında bakteriyel enfeksiyon gelişiminin önlenmesi için antibiyotik kullanılmasıdır. Başka deyişle viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının üzerine bakteriyel enfeksiyonların gelişmemesi için antibiyotik kullanım endikasyonu yoktur.

Grip için tedavi yöntemleri

Ateş, boğaz ağrısı, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı şikayeti ile müracaat eden bir hastada, özellikle çocuklarda etken patojenin virüs olduğu düşünülüyor ise, ilk olarak tercih edilmesi gereken semptomatik tedavi olmalıdır ve iyileşme süresinin ortalama bir hafta olduğu akılda tutulmalıdır. 

Viral bir üst solunum yolu enfeksiyonu tedavi edilirken üçüncü, dördüncü veya beşinci günde kliniğin tamamen düzelmemesi durumunda direkt olarak antibiyotik tedavisine başlanmasıdır. Böyle bir durumda oluşan senaryo; antibiyotik tedavisinin ikinci gününde kliniğin düzelmesi ve bu başarının antibiyotik kullanımına maledilmesidir. Oysa ki buradaki marifet semptomatik tedavinin başından sonuna toplam 7 günlük sürenin doldurulmuş olmasıdır. Aslında iki gün daha sabredilse kliniğin düzeleceği aşikardır.

Pastil kullanmanın gribe etkisi

Önemli olan pastilin içeriğinin ne olduğudur. Pastiller gribin ve hatta diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarının semptomatik tedavisine yardımcı olmak, öksürüğü azaltmak, boğazı yumuşatmak, ferahlık vermek amacı ile kullanılmaktadırlar. 

Bir üst solunum yolu enfeksiyonu olan grip damlacık yolu ile bulaştıktan sonra ilk olarak boğaza yerleşir. Doğru zamanda doğru tercih edilmiş tedavi virüsün yayılmasını ve dolayısı ile hastalığı önleyecektir. Bu nedenle pastillerin içeriği kritik önem taşımaktadır. Semptomatik tedavi sağlamanın yanı sıra, gribe karşı koruma sağlayan, Dünya Sağlık Örgütü'nün gribe karşı önerdiği cistus bitkisini içerisinde barındıran pastiller de mevcuttur.

Boğaz pastillerinin yan etkileri

Tedavide kullanılan herhangi bir ilaç sistemik dolaşıma ne kadar az geçiyor ise yan etki profili o kadar azdır. Diğer bir deyişle hedef organa ulaşıp sistemik dolaşıma geçmeyen ilaç aslında en ideal olanıdır. Bu nedenledir ki kulak burun boğaz hastalıklarının bir çoğunda öncelikli olarak tercih edilen tedavi topikal tedavidir. Yani hasta olan organı hedefleyen tedavi en iyisidir. 

Boğaz pastilleri aslında direkt olarak hedef organı etkileyen, sistemik dolaşıma geçmeyen topikal bir tedavidir. Bu nedenle boğaz pastillerinin bilinen bir yan etkisi yoktur. Ancak piyasadaki pastiller çoğunlukla şeker içermektedirler. Özellikle şeker tüketimine dikkat eden ve/veya şeker hastaları gibi şeker tüketimine dikkat etmesi gereken hastaların şekersiz pastilleri tercih etmeleri gerekmektedir. Bir ilacın güvenilirliği aynı zamanda hamilelerde kullanılıp kullanılmaması ile de değerlendirilebilir. Pastiller sistemik dolaşıma geçmediği için hamilelerde de güvenle kullanılabileceği gibi emme yetisini kazanan bütün çocuklarda güvenle kullanılabilmektedir. Böylece antiviral özelliği olan pastiller hem viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının tedavisinde hem de erişkinlere göre bağışıklık sistemi daha zayıf olan çocuklarda koruma amaçlı kullanılabilir.

Ultrasonic piezo ile yapılan burun estetiğinin avantajları

Osteotomi rinoplasti ameliyatının basamaklarından biridir ve ameliyat sonrasında yüzde oluşan şişlik ve morlukların en büyük sebebidir. Osteotomi işlemi biz cerrahlarında en zorlandığı aşamalardan birisidir. Çünkü burnun kıkırdak çatısı bıçak ve makas ile daha kolay yapılabilirken kemiklerin şekillendirilmesi oldukça zordur. 

Yeni bir teknoloji olan "ultrasonic piezzo" rinoplasti ameliyatlarında kullanılarak kemiklerde kontrollü bir şekillendirme yapılabilmektedir. Ultrasonic piezzonun bir diğer avantajı çevre dokulara zarar vermemesidir. 

Ultrasonik piezzo sayesinde ameliyat sırasında kemikler görerek ve milimetrik olarak ölçülerek çok zarif ve çok kontrollü bir şekilde kesilebilir. Bu yöntem ile burun kemiklerinin yüzle birleştiği bölgedeki damar yapılarına hiç zarar verilmediği için bu hastalarda morarmanın minimum düzeyde olduğu gözlemlenir.

Videoyu Göster
Sitene ekle
Kapat