Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Hamilelikte Seyahat

Hamileyken uzun yola çıkmanın sakıncaları var mı?

36,561
kez izlendi
Puan: 5.00 / 5
Detaylı Açıklama
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Gebelikte yolculuk kararı eşler arasında tartışmalı bir durumdur ama hamile bir kadının da gezmeye ihtiyacı vardır. Bu, onun moral ve psikolojik açıdan güçlenmesini sağlayacak önemli bir motivasyondur. Dolayısıyla gebelere yolculuğun, seyahatin yasaklanması söz konusu değildir. Ancak anne adaylarının geziye gitmeden önce belli kurallara uyması gerekir.

Düşük riski, kanaması ve ağrısı olan hamilelerin yolculuğa çıkması sakıncalıdır. Böyle bir durumda gebenin geziye çıkması gebeliğin sonlanmasına neden olabilir. Gebenin şartlarına göre ne kadar uzun yola gidebileceğine, ne ile seyahat edebileceğine doktoruyla birlikte karar vermesi gerekir.


Uçakla yolculuk, kısa süren, modern, en rahat olan yolculuk şeklidir. Dolayısıyla gebeler için de çok büyük kolaylık sağlar. Bu anlamda  gebeliğin her döneminde uçak yolculuğu yapılabilir ancak gebeliğin son dönemlerinde uçak yolculuğuna çıkılması hem annenin kendisine hem bebeğine hem de hava yolu firması açısından problem yaratabilir. Uçakta doğum yapılması pek istenen bir durum değildir.

Uçak yolculuğu için hamile kadınların doktorlarından onay ve "uçakla seyahatinde sakınca yoktur" raporu alması gerekmektedir. Bu raporun 28. haftaya kadar olan kısmında hiçbir havayolunun bunu istememesi gereklidir, ama her havayolu şirketinin bu konudaki politikası farklıdır. Bununla beraber anne adaylarının doktordan hem gideceği, hem de döneceği günler için ayrı ayrı 2 rapor alması gerekmektedir.

Gebeliğin ilk 3 ayında uçağa binilmez diye bir yasak asla yoktur. Ancak gebelikte çeşitli sağlık sorunları yaşayan ve doktoru tarafından yolculuk yapmaması gerektiği belirtilen hamileler hiçbir şekilde, hiçbir araçla yolculuk yapmamalıdır. Kanamalı düşük riski ve erken doğum riski olan veya daha önce çok düşük yapmış gebelerin doktorları tarafından yolculuk yapmaları önerilmez.

Gebelikte yolculuk için uçak ve koltuk seçimi

Uçakla yolculuk yapacak gebelerin basınç ayarı yapılmış uçaklarda seyahat etmelerini önerilir. Havayolu şirketleri de bunu göz önüne alır ve büyük yolcu uçaklarında basınç ayarı yapılmış olur. Basınç ayarı yapılmamış küçük uçaklar, helikopterlerde ise genellikle anne adayları sorun yaşar, çünkü basınç ayarı düştüğünde oksijen miktarı değiştiği için bu, hem anneyi hem de bebeği olumsuz etkiler.

Uçakta koltuk seçimi önemlidir. Anne adaylarının koridor tarafında, bacaklarını rahatça uzatabileceği koltuk seçimleri önemlidir. Ekonomik olarak uygunsa daha rahat edilebilecek business bölümden bilet alınabilir. Ayrıca gebelik nedeniyle bacaklarda yavaşlayan kan dolaşımını hareketlendirmek için mutlaka saat başı veya iki saatte bir kalkıp dolaşılmasını önerilir.

Kan dolaşımının yavaşlaması sorunu

Gebelikte gebeliğin fizyolojisine bağlı olarak damarlarda farklılıklar meydana gelir. Gebelerde kan volümü ve pıhtılaşmaya karşı eğilim artar. Bu, doğum sonrası kanamaları azaltmaya yönelik bir mekanizmadır. Kanın pıhtılaşmasına yönelik faktörler olan plazminojen ve faktör VIII artar. Ayrıca uterusun (rahim) damarlara yaptığı bası nedeniyle bacakların alt tarafında, vücudun altından üstüne dönen kan miktarında da büyük bir yoğunluk ve ödem oluşur. Dolayısıyla kanın göllenmeye, staza (kan akımının yavaşlaması) eğilimi vardır. Bu nedenle anne adayına yolculukta sık sık mola verip ayaklarını hareket ettirerek kan dolaşımını hızlandırması önerilir. Böylece damar tıkanıklıkları, trombozlar (kan pıhtısının oluşması), tromboembolin oluşumu engellenebilir.


Hamilelikte yaşanan sorunların en önemlisi şüphesiz erken doğum tehlikesi ve düşük riskidir. 20. haftaya kadar olan doğumlara "düşük" adı verilir. Bu haftadan sonra olanlara ise erken doğumdur. Gebeliğin her döneminde belli oranlarda düşük ve erken doğum riski bulunur ancak ilk 3 ay gebeliğin oluşması, embriyonun rahime yerleşmesi (implantasyon) açısından en önemli dönemdir. Ayrıca gebeliğin ilk 3 ayı kanamanın ve düşük tehlikesinin en çok olduğu dönemdir. Bu riskler açısından, özellikle daha önce düşük yapmış anne adaylarına uzun yolculuk yapmamalarını önerilir.

Bunun yanı sıra aşırı obez olan gebelerin uzun yolculuklardan önce, özellikle uçak yolculuklarından önce antikoagülan (kanın pıhtılaşmasını önleyen maddeler) iğne yaptırması tavsiye edilir.

Tüm bunların yanı sıra seyahat için hijyen, besin ve su kaynakları açısından gerçekten tehlikeli olan ülkeler vardır. Gebelik döneminde immün sistemin (bağışıklık sistemi) hassaslaşması ve düşük riski olması nedeniyle mümkünse seyahat için uygun olmayan, tehlikeli ve çeşitli hastalık risklerinin olduğu yerlerden uzak kalınmasını öneriyoruz.


Uzun yollarda gebeler rahat edebilmek için eğer kendi arabalarıyla seyahat ediyorlarsa ön koltuğu arkaya doğru çekip bacaklarını uzatarak bacaklarına rahatlık verici bir pozisyon sağlayabilir veya arka koltukta bacağını iyice uzatarak oturabilirler. Bunun yanı sıra uzun yolculuklarda mola verip molalarda hareket etmelerini öneriyoruz.

Uçak yolculuğunda ise rahat etmek ve sık sık kalkabilmek için mümkünse koridor tarafından koltuk seçilmelidir. Ayrıca çıkış kapısına yakın olan yerlerde ön tarafta bacak boşluğu daha çok olduğu için yine bu taraftan koltuk seçmek anne adayının rahatı için gereklidir.

Tren yolculukları rahat yolculuklardır. Eğer zaman açısından ve ekonomik açıdan olanak varsa yataklı vagonlar tercih edilebilir.

Yolculuk sırasında bacağın aşağıya sarkıtılmayıp yüksekte tutulması ve mümkün olduğu kadar sık hareket ettirilerek kan dolaşımının sağlanması, kan pıhtılaşmasının ve tromboembolinin engellenmesi açısından gereklidir.

Gebelerin seyahat sırasında sık sık sıvı ihtiyaçlarını da karşılaması gerekir. Özellikle sıcak yerlere seyahat edildiyse, çok fazla ter kaybı olduysa, sıvı ve mineral kaybının karşılanması açısından yanlarında tuzlu, tatlı, küçük yiyeceklerin olması, sıvı ihtiyacı için de bol bol su içmeleri önemlidir.

Arabada belinin arkasına, ayaklarının altına rahat bir yastık koymaları anne adaylarının konforlu bir şekilde seyahat etmesini sağlar.


Gebelerin araba kullanmasında sakınca yoktur. Fakat bu konuda anne adaylarını ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Bunun için en doğru kişi de hamilenin doktorudur. Doktorun belli şartları, gebeliğin ise kontrendikasyonları varsa, hamilenin yola çıkmaması, araba kullanmaması gerekiyorsa elbette araba kullanmamalıdır.

Gebeliğin son aylarında bebekle birlikte karın çok büyüdüğünde direksiyonla karın arasında çok az mesafe kalacağı için ani frenlerde, ani dönüşlerde, ani hareketlerde veya durup dururken dahi annenin ve bebeğin travmatize olması söz konusu olabilir. Dolayısıyla hamile ile direksiyon arasında az mesafe kaldığında anne adayının araba kullanması önerilmez.

Bunların yanı sıra gebeliğin son aylarına doğru hantallaşan gebede doğuma yaklaştıkça refleksler zayıflayabilir, sinirler daha fazla gerilebilir. Anne adayının trafik travmasına, trafiğin getireceği yüke toleransı azalabilir, dikkati dağılabilir. Bütün bunlar araba kullanırken gebelerin ekstra dikkat etmesi gereken durumlardır. 


Piyasada sadece gebeler için tasarlanmış, karnın altından geçen, bebeği sıkıştırmayan emniyet kemerleri vardır. Ancak gebelikte doğuma çok yaklaşılmadıysa, emniyet kemeri bebeğe herhangi bir şekilde zarar vermez. Gebelikte hamileler için tasarlanmış emniyet kemeleri kullanılması elbette daha çok önerili ancak böyle bir imkan yoksa, emniyet kemeri takmamanın getireceği faciaları önleme açısından emniyet kemeri gevşek bir şekilde bağlanarak da olsa mutlaka kullanılmalıdır.

Hamilelik döneminde gerçekleşen trafik kazalarında anne adaylarında en sık karşılaşılan komplikasyonlar arasında karnın direksiyonla sıkışması ve tıbbi olarak plasental abrupsiyon şeklinde adlandırılan, plasentanın erken ayrılması durumu bulunur. Bu nedenle emniyet kemerinin kesinlikle takılması gerekmektedir. 

Emniyet kemeri takılırken karnın tam üzerinden değil, büyüyen karnın altından geçirilmesi, ani bir durma veya çarpma hadisesinde emniyet kemerinin karna travma yapmasını önler. 

Videoyu Göster
Sitene ekle
Kapat