Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Depresyon ve Tedavisi

Depresyon nasıl anlaşılır?

12,603
kez izlendi
Puan: 4.00 / 5
Detaylı Açıklama
Psikiyatri Uzmanı

Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Kerem Doksat'a, Amerikan Psikiyatri Birliği'ne ve Dünya Sağlık Örgütü'ne göre depresyon 2015 yılı itibari ile dünyanın en büyük sağlık sorunu olarak görülüyor. Bununla birlikte depresyon nedeniyle başka fiziki hastalıklarda da artış söz konusu. Çünkü depresyondaki hastaların bağışıklık sistemleri de bozuluyor ve depresyondaki bir hasta örnek vermek gerekirse daha çabuk kanser oluyor, daha kolay çeşitli romatizmal hastalıklara tutuluyor. 

Depresyon pek çok kötü veya hafif hastalığın ortasında duran bir yol ayrımı gibi bir tablo. Bununla birlikte bipolar ve majör depresyona kadınlarda erkeklerde iki kat daha fazla rastlanıyor. Bu nedenle hafif gibi görünen depresyonların dahi mutlaka takibe alınması ve tedavi edilmesi gerektiği üzerinde duruluyor. 

Sendrom olarak hayattan zevk almama, isteksizlik, içine kapanma, hayattan haz duyamaz hale gelme, cinsel ve sosyal işlev kaybı akademik ve sosyal açıdan ciddi şekilde sorunlarla karşılaşma gibi belirtiler eklendiği taktirde depresyon tedavisinde ilaç kullanır. 


Depresyon için ruh kanseri denilir. Depresyondaki insanlar hayattan zevk alma yeteneklerini kaybeder, eskiden haz duydukları şeylerden artık haz alamamaya başlarlar, kendilerindeki enerjinin azaldığını hissederler, konsantrasyon, yani yoğunlaşma güçlüğü çeker, çeşitli bedensel şikayetleri oluşmaya başlar. 

Özgüvenleri düşer, sosyal geri çekilme, içine kapanma görülür. Cinsel performansta azalma, tam bir isteksizlik, hatta libido kaybı oluşur. Depresyona giren kişide diyette olmamasına rağmen kilo kaybı, ya da atipik dediğimiz depresyon tablolarında aşırı kilo alma ve karbonhidrat tüketme davranışı görülebilir. Kendini değersiz hissetme belirtileri, zamanla bizim parasuicide dediğimiz intihar düşünceleri vardır ve kimi zaman da intihara kadar gidebilir. 

Özellikle ergenlik dönemindeki depresyonlarda çok sık intihar davranışını görürüz. Yaşlılarda ise çok klasik bir laf vardır: Yaşlılar intihara teşebbüs etmezler, kendilerini gerçekten öldürürler.  Bu nedenle depresyon, 2015 yılına kadar Amerikan Psikiyatri Birliği'nin de çok net ortaya koyduğu gibi dünyanın en büyük sağlık sorunlarının birincisi olacaktır. 


Depresyon kişinin hafıza fonksiyonlarını bozan, olayları hatırlamasını, sıraya koymasını, sorumluluklarını yerine getirmesini engelleyen bir hastalıktır.

Kişi işine gitmeyi unutur, sabah kalkamaz, kalktığında yıkanmak adeta işkence haline gelebilir. Dişini yıkamak, temizlenmek, kokusunu sürmek, erkeklerde tıraş olmak, kadınlarda makyaj yapmak çok büyük bir sorun haline gelebilir. Tabii bu da çevre tarafından hoş karşılanmaz. Depresyondaki hastaların teşhis konulup tedavi edilmeyenleri dışlanmaya, bir işadamı ise işinden kayıplara, okulda öğrenciyse derslerinden zayıf almaya başlayabilir. Bu nedenle depresyonun çok iyi tanınması, çok iyi tedavi edilmesi şarttır. 

Depresyon bazen çok şiddetli olabilir. Mesela ev kadınıdır, sürekli yemekleri yakar, unutur. Bakkala gider, hesap yapmakta zorlanır. Erkektir, işe gitmek istemez, sabahları kalkamaz, bu nedenle işyerinden ihtar alır. 

Depresyonlu hastalar psikolojik durumun dışında pek çok fiziksel belirti ile de karşımıza gelir. Bunlar arasında baş ağrıları ve yaygın vücut ağrıları vardır. 

Pek çok kronik ağrı sendromunun altında yatan şey aslında depresyondur, ruhsal çöküntüdür. Bunlarda depresyonun tipik belirtilerini çok görmeyebiliriz. Sadece ağrı şikayetleri ile ya da mide bağırsak problemleri ile karşımıza gelirler. Genellikle ilk etapta dahiliyecilere başvururlar. Halbuki dikkatli bir öykü alınırsa, hasta iyi değerlendirilirse ve özellikle hasta yakınlarından iyi bilgi alınırsa, altta yatan depresyon çok rahat bir şekilde teşhis edilebilir. 


Kararsızlık ve tereddüt herkeste görülebilen bir şeydir. Örneğin kadınların alışveriş yaparken, ayakkabı seçerken bütün rafları indirtmesi de bir kararsızlıktır ama bu beraberinde bazı duygu durum bozukluklarını da getirirse depresyon olarak tanımlanabilir.

Depresyon belirtileri
- Çökmüş duygu durum
- İsteksizlik
- Konsantre olamama
- Hesap yapmada güçlük çekme
- Yapılan işten haz duyamama

Genç depresyonlu hastalarda, şiddetli depresyonlarda düşünceler çok yavaşlar, block dediğimiz, hiçbir şey konuşamama tablosuna kadar gidebilir. Bazı durumlarda da mimiklerde depresyon belirtisini görürüz. 

Melankolili tip majör depresyonda alında omega melankolika dediğimiz yunan alfabesinden omega harfi çizgisi, yanaklarda çökme, omuzlarda düşkünlük, unutlanlık, kararsızlık ve bazı depresyonlu hastalarda da şiddetli öfke gösterileri ile karşılaşırız. Depresyondaki kararsızlık ve bilişsel, yani kognitif işlevlerde yavaşlama bazen çok şiddetli olabilir. 

Depresyondaki hastaların yarısından fazlası hekime ben depresyondayım diyerek başvurmaz. Daha çok bilişsel fonksiyonlarda bozulma, unutkanlık gibi şikayetlerle, çeşitli bedensel şikayetlerle, ağrılarla, özellikle baş ağrısı ile gelirler. Bu aralar migren veya gerilim tipi baş ağrıları olabilir. Kronik baş ağrısı şikayeti ile gelenlerin yüzde 90'ınıdan fazlasında altında yatan neden depresyondur.


Depresyon garantili olarak tekrarlayan, yani nükselen hastalıktır. Bu konuda pek çok çalışma vardır. Diyelim ki majör depresyon atağını hejmesini epizolunu 20 yaşında geçirmiş bir kişi 50 sene sonra tekrar bununla karşılaşabilir. O yüzden depresyonlu hastaların mutlaka çok iyi takibe alınması gerekir. Diğer pek çok ruhsal hastalığın aksine depresyonda hedef bütün belirtilerin düzeltilmesidir. Buna tıbbi olarak "misyon ebisyon" deriz. Fakat pek çok depresyon hastasında tablo klinik olarak tamamen düzeldikten, hatta 2 sene kadar diyelim ki ilaç kullanıp "artık iyi, ilacı keselim" diye karar verdikten sonra bile bilinçsel fonksiyonlarda, sosyal işlevlerde ufak tefek kayıpların olduğunu görürüz.

Bunlar beyinsel mekanizmalar anlamında depresyonlu hastaları ciddi şekilde zorlar. O yüzden bütün dünyadaki duygu durum bozukluğu uzmanlarının ortak kanaati şudur:

- Hastayı ilk gördüğünüzde depresyon çok şiddetli ise,
- Soy geçmişinde depresyon hikayesi varsa,
- Soy geçmişinde intihar hikayesi varsa,
- Soy geçmişinde başka psikiyatrik bozukluk hikayesi varsa,
- Ve indeks epizot, yani hastanın ilk görüldüğü veya hikayesinden ilk defa nasıl depresyonu seyrettiği öğrenildiğinde şiddetli ise bu tip vakalarda ömür boyu antidepresan ilaç kullanmak ve bunun yanında da psikoterapinin yapılması gerekir.


Sendrom olarak hayattan zevk almama, isteksizlik, içine kapanma, hayattan haz duyamaz hale gelme, cinsel ve sosyal işlev kaybı akademik ve sosyal açıdan ciddi şekilde sorunlarla karşılaşma gibi belirtiler eklendiği taktirde depresyon tedavisinde ilaç kullanır.

İlacı hastaya göre,onun şikayetleri ve yaşamına göre seçmek gerekir çünkü hastaya göre tedavi çok önemlidir. İlaçların yanı sıra özellikle davranışçı ve kognitif psikoterapiler, bir dereceye kadar da dinamik psikoterapi, şema terapisi gibi terapiler işe yarar. Hipnoz işin içinde farklı problemlerin katılmadığı depresyonlarda işe yarayabilir. 

Depresyon tedavisine uyum ve devamlılık

Pek çok depresyonlu hasta bir süre sonra "ben iyileştim" diye ilacı keser. İnternette sipariş edip çeşitli otlar, bilimselliği hiçbir şekilde ispatlanmamış birtakım müstahsarlar, birtakım maddeler kullanırlar. Halbuki bu iş oyuncak değildir, çünkü depresyonda bizim en çok endişe ettiğimiz şey intihardır. İyi depresyon tedavisi yapılmadığı taktirde intihar karşımıza çıkabilir 

Bu yüzden tedaviye uyum, yani compliance ve tedaviye riayet, tedaviyi severek ona sahip çıkma çok önemlidir. Bu konuda da klinik psikologlara, biz psikiyatırlara çok büyük iş düşer. 

Depresyon tedavisi gören hasta ve hasta yakınlarının eğitimi, depresyonun ne olduğunun anlatılması çok önemlidir. Hastaya, hasta yakınlarına bilgi vermek, psikoendikasyon, hastanın hastalığı hakkında onları bilgilendirmek, ilaçların yan etkilerinin hepsini anlatmak ve bir şey olduğu taktirde de telefonla veya herhangi bir şekilde e-mail atarak doktora ulaşma şansını onlara vermek gerekir.

Videoyu Göster
Sitene ekle
Kapat