Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Çok Satan Türkçe Çocuk Kitapları

Gülten Dayıoğlu'nun Fadiş isimli kitabında neler anlatılıyor?

4,798
kez izlendi
Puan: 3.75 / 5
Detaylı Açıklama

Türk çocuk edebiyatı çocukların hayal dünyalarını geliştirmesi, dünyayı tanıması ve evrensel ahlak ilkelerini öğrenebilmesi için yazılmış birçok önemli esere sahip. Ancak bu kitaplar arasından doğru seçimleri yapabilmek ciddi bir iş. Siz de çocuğunuza kitap seçmekte zorlanıyorsanız bu videoları mutlaka izlemelisiniz.



Kaşağı, çocuk hikayeciliğinin kurucularından olarak sayılan Ömer Seyfettin'in en bilinen romanlarından biridir. Küçük Ömer, kardeşi Hasan ve seyisleri Dadaruhla birlikte kitaptaki kahramanları oluşturmaktadır. 

Ömer, atları tımar etmek istemektedir ancak yaşı çok küçüktür. Bu sebeple bunu becerememektedir. Dadaruh ile Hasan'ın dere kenarına gittiği bir gün Ömer, Dadaruh'un kullanmaya kıyamadığı kaşağısını alarak atları tımar etmeye çalışır ama bunu beceremez. Sebebinin kaşağının sivri dişleri olduğunu düşünür ve kaşağının dişlerini kırar. Ardından da tekrar tımar etmeye çalışır ancak atlar yine huysuzlanmaya başlar bu yüzden de kaşağıyı tamamen parçalar ve yalağın içine atar. 

Babası kaşağıyı yalağın içinde görünce bunu kimin yaptığını sorar. Ömer suçu kardeşinin üzerine atar. Ancak Hasan kaşağını kendisinin kırmadığı söylediği halde babası inanmaz. Atların yanına ve ahıra yaklaşmasını yasaklar. Aradan 1 yıl geçtiği halde hala Hasan'ın cezası devam etmektedir. Ardından kardeşler ile ilgili olaylar daha trajik bir hal alır... İlk kez 1919 yılında yayınlanan bu öykü trajik yapısı sebebiyle çocuklara ortaokuldan itibaren tavsiye edilir. 


Anne, çocuk ve torun olarak 3 nesli yazar olan Gülten Dayıoğlu Dört kardeştiler adlı kitabında köy yerinde annesiz ve babasız kalmış olan öksüz, yetim çocukların hikayesini anlatmıştır. 

Hasibe kadın dördü küçük yaşlarda ölmüş olan 7 tane doğumun ardından oğlu Hasan'ın doğumundan kısa bir süre sonra vefat etmiştir. Geride en büyüğü 6 yaşında Feten, en küçüğü 5 günlük Hasan olmak üzere 4 çocuk bırakmıştır. Babaları köyün kurucusudur. Çocuklar dedeleri ile birlikte evde yaşamaktadırlar. Feten'in becerikliliği, dedenin gözetimi, komşuların yardımı sayesinde çocuklar bir düzen içerisinde yaşamaktadırlar.

Ancak babası korudayken komşu köyün saldırısı sonucunda vefat edince düzenleri bozulur, ardından dede rahatsızlanır ve 2 kız kardeş şehirde evlatlık verilir. 

Gülten Dayıoğlu çocuklar ve gençler için yazmış olduğu onlarca kitabın sonunda kendi adına taşıyan bir vakıf kurmuştur. Bu vakfın amacı çocuklara ve gençlere nitelikli kitaplar ve eserler üretmektir. Çocuklar da onun kitaplarını çok okuyarak onun bu ilgisini karşılıksız bırakmamışlardır. 


Falaka Ömer Seyfettin'in hikayelerinin arasından en bilinen hikayesidir. Yazarın çocukluk hatırası olarak belirttiği hikayede mahalle mektebine giden çocuklar doğru dürüst pek bir şey öğrenmeden yaşlı bir hocadan eğitim almaktadırlar. Aslında yapmış oldukları hocanın söylediklerini tekrar etmekten ibarettir. 

Hoca eğitim konusundaki cahilliğini çocukları azarlayarak, döverek gidermeye çalışmaktadır. Yasaklanmış olmasına rağmen çocukları falakaya çekmektedir. Falaka, kişinin yere yatırılarak ayaklarının kalın bir sopaya bağlanması ve tabanına sopayla vurulması şeklinde bir cezalandırma yöntemidir. 

Yazarın çocukluk yaramazlıklarını ve geçmeyen vicdan azabını anlatan hikayesi ilkokul 3-4'üncü sınıftan itibaren çocuklara önerilir. 


Büyükler ve çocuklar için yazmış olduğu öykü ve romanlardan sonra Müge İplikçi çocuklar için de çok keyifli bir öykü kitabına imza atmıştır. İstanbul'un en önemli pazarlarından biriyken geçtiğimiz günlerde yer değiştirilen Kadıköy Salı Pazarı, Uçan Salı kitabının mekanını oluşturmaktadır. 

Kitabın kahramanı uçmayı kafaya takmış olan, bütün çocuklar gibi hayal ve gerçeği birlikte yaşayan Sibel adında bir kızdır. Annesi ve ikiz kardeşi ile birlikte bayram alışverişine pazara giderler. Sibel, burada annesini kaybeder. Annesini ararken çok yorulur ve bir domates sandığının içine kıvrılır. Sibel'i mahalleden tanıdığı, cadı zannedip korktuğu, ancak iyi kalpli olan ihtiyar kadın bulur.

Sibel ailesine kavuşacak mı, kolyenin sırrı nedir gibi soruların cevabı Uçan Salı kitabındadır. 8-9 yaş içindeki çocuklar için ideal olan kitabın korunması gereken değerlerimiz, farklı olana karşı ön yargılı davranmamamız gerektiği gibi konuları vardır. Kitabın resimleri Mustafa Delioğlu tarafından çizilmiştir. 


Yazar, hayvanat bahçesinde hayvanlara yem vermeyi değil hayvanlar ve bitkilerle bir doğayı bir kitap, hatta bir seri yapmak istemiştir. Doğa kitapları serisinin ilk kitabı da Flamingo Çocuk'tur. Kitapta kısaca Barkın adında bir çocuğun kocaman bir kuş yumurtasının peşine düşmesinin hikayesi anlatılır. Yaz tatilinin ilk gününde Barkın, annesi babası ve kız kardeşi Kumru ile birlikte İzmir, Kuş Cenneti'ne gider. 

Kumru, burada kuşların cennetini görme peşindeyken Barkın da kocaman bir kuş yumurtası bulup, bunu mahalleye götürüp mahalledeki arkadaşlarına gösterme peşindedir. Ailesini atlatıp flamingoların yuvalarına kadar ulaşır. Ancak flamingoların yuvaları çamurun içinde yapıldığı için yumurtalara ulaşamaz. Çok sinirlenir ve sapanıyla birlikte kuşlara ve yumurtalara zarar verir. Ardından kuşların lideri gelir ve Barkın kuş mahkemesinin karşısına çıkar. Mahkeme Barkın'a flamingo çocuk olma cezası verir. Bir anda küçülür ve flamingoların boyutuna iner. 

Öykünün resimli illüstrasyonlarını Bünyamin Özgül çizmiştir. Kitap ilkokul öğrencilerine hitap eder ve  yazar bu kitabında çocuklara doğanın bilmedikleri yanını anlatıp sevdirmeyi amaçlar.


Bu kitabın kahramanı Ateş, "hayatımın mahvolduğu günü çok iyi hatırlıyorum, kız kardeşimin doğduğu gün. Kardeşimi hastaneden eve getirdiklerinde bu kız gitmez artık diye düşünmüştüm. Aylar geçti, bir yere gittiği yok" diye düşünen, afacan, yaramaz, bir çocuktur. Bir yandan hiçbir şeyi takmazmış gibi gözükürken bir yandan da annesini, babasını hatta nefret ettiği kız kardeşini bile çok seven bir çocuktur. Arkadaşları için her şeyi atmaya hazırdır.

"Hiç konuşmayacak, canımız istediğinde çığlık atmayacaksak, çenemiz niye var" gibi sorular soran 10 yaşındaki Ateş; dedesi, anneannesi, babaannesi, Leman halası, Fidan teyzesi, Cevat dayısı ile birlikte aile apartmanında yaşamaktadır. 

Kitap öykülerden oluşsa da, Ateş'in başından geçenleri anlatan bir roman olarak da okunabilir. Aslı Tohumcu'nun bu kitabı 8-10 yaş grubundaki çocuklara önerilir. Kitabın resimlerini Reha Barış yapmıştır.

Videoyu Göster
Sitene ekle
Kapat