Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Anne Karnında Bebek Ölümleri

Hangi durumlarda bebek anne karnında ölür?

321,657
kez izlendi
Puan: 4.78 / 5
Detaylı Açıklama
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Bebeğin karın içinde ölmesinin nedenlerini incelerken 3 tane ayrı etkene değinmek gerekir. 
- Bebeğin kendisi
- Bebeği besleyen aracı yapı plasenta 
- Plasentaya esas kanı veren anne adayının vücudu 

En sık görülen etkenler bebeğin kendisine ait olanlardır. Yani bebeğin kendisine ait bir sakatlık varsa, "doğada ancak güçlü olanlar yaşayabilir" prensibine dayanarak anne adayının vücudu bunu algıladığı ve kromozomların bozuk dediği zaman artık gebeliğin daha fazla ilerlemesi yerine doğa o gebeliğin düşükle sonuçlanmasını sağlar.

Plasenta anne rahmine iyi bir şekilde yerleşmemişse, yani içeride iyi oturmamışsa o zaman bebeği besleme kabiliyeti çok yüksek değildir. Bebekte gelişme geriliği olabilir, amniyon sıvısı azalabilir.

Anne adayının çok temiz bir şekilde kanı bebeğe vermesi gerekir. Yani böbrekleri, akciğeri, karaciğeri var ama bunların hiçbiri içeride aktif olarak çalışmaz. Bu kirli kan denilen metabolizma ürünü olan kan anne adayına gönderilir, anne adayının kanında temizlenir, daha sonra temiz kan bebeğe verilir. Anne adayında herhangi bir hastalık var ise o zaman anne adayı bu kanı temizleyemeyecek, bebek de kaybedilecektir.

Annedeki kalp hastalıkları, karaciğer hastalıkları ve otoimmün hastalıklar bebekte ölü doğuma yol açabilir. Otoimmün hastalıkta vücut kendi dokularına yabancılaşır. Bunun en bilineni lupus hastalığıdır. Eğer bu dönemde hamilelik oluşursa bebeğin kan hücrelerini veya diğer doku hücrelerini parçalayarak onun ölmesine neden olur. 


Bebeğin karında ölmesi 5,5 hafta gibi erken bir dönemde görülebileceği gibi 9 ay 10 günlük bir dönemde de görülebilir. O yüzden anne adayının bunu anlayıp anlamaması tamamen o bebeğin hareketlenip hareketlenmemesi ile ilgilidir. 
İlk gebeliği yaşayan anne adaylarında bebeğin hareketlerinin anne adayı tarafından hissedilmesi gebeliğin ilk yarısından sonrasına kadardır. Yani 19 - 20. haftalarda hissetmeye başlar. İkinci ve daha sonraki gebeliklerini yaşayanlar 4. aydan itibaren hissetmeye başlayabilirler. 

Bir anne adayı "benim bebeğim ne güzel oynuyordu, artık oynamıyor" diyorsa ondan şüphelenmesi gerekir. Aslında bebek oynuyordur ama anne adayı ilk hissetmeye başladığı zaman bunun ancak %20-30'unu hisseder. 
 
Israrla 24-25. haftalarda "benim bebeğim hep düzenli oynardı, şu an oynamıyor" diyorsa o zaman anne adayının yapması gereken çikolatalı bir şey yiyip, sonrasında beklemektir. Çoğu zaman bebek buna yanıt verecektir.

Karın içinde bebek ölümü olasılığı çok yüksek bir olasılık değildir. Yine de anne adayları 19. haftanın altında olduğu zaman kanama şikayeti veya ağrı şikayeti varsa o zaman doktora bunu iletmeleri gerekir. 


10. haftaya kadar ise vakum yöntemi ile gebelik kesesinin alınması şeklinde olabilir. 10 ile 20. hafta arasında ise düşük hapları ile müdahale edilir ve vakum yöntemi ile alınır. 20. haftadan sonra ise düşük veya erken doğum hapı ve suni sancı yöntemi ile doğum yaptırılarak alınır. 

Plasenta rahim ağzını kapatmışsa veya bebek aşırı iri ise, yan duruyorsa bebek yaşamıyor olmasına rağmen sezaryen gerekebilir. Çoğu zaman ölen bebeğin alınması için en uygun yöntem normal doğumdur. Çünkü yaşamayan bir bebek için ameliyat riskini almanın bir anlamı yoktur. 


Kordon çok uzun olduğu zaman kordon düğümleri olma olasılığı artar. Kordon dolanması ise bebeğin boynuna kordonun bir kere dolanmasıdır. Yine erken hamilelik döneminde uzun kordonu olan bebeklerde çok olan bir şeydir. Kordonun bebeğin boynuna bir sefer dolanması çoğu zaman herhangi bir probleme neden olmaz. 

Bir diğer durum ise kordon sarkmasıdır. Kordon sarkması kordonu uzun olan ya da ters duran bebeklerde görülen bir durumdur. Su kesesi açılır açılmaz su kesesi hızlı bir şekilde açılırsa eğer beraberinde kordonu da aradan sürükler ve vajinadan dışarıya çıkartır. Bebeğin henüz hiçbir bölümü doğmazken kordon dışarıya çıkmış olur.

Kordon ve plasenta ile ilgili en önemli durumlardan bir tanesi plasentanın erken ayrılmasıdır. Aslında halkın kordon dolanması diye bildiği ve korktuğu şey plasentanın erken ayrılmasıdır. Buna ablasyo denir. Normalde plasenta bebeği son dakikaya kadar besler. Eğer tansiyon yükseliği ve benzeri herhangi bir nedenle plasenta henüz daha rahim içindeyken bebek ayrılırsa bebeğin kaybedilme ihtimali söz konusu olacaktır. Bu kendini kanama ve ağrı şeklinde gösterir. 


1. Anne adayındaki hastalıklar: Bunlar kalp, karaciğer ve otoimmün hastalık denilen çeşitli bir romatolojik hastalıklardır. Bu tür hastalıkların tümünde eğer tedavi edilmemiş ise ve çok ağırsa bebeği öldürebilir. Çünkü anne adayının kanının bebeğe gidip onu beslemesi gerekir. Bebekten gelen artık maddeleri de çok iyi bir şekilde temizlemesi gerekir. 

2. Eğer herhangi bir nedenle plasenta iyi oluşamamışsa yani rahim içine yapışamamışsa o zaman anne ile bebek arasındaki iletişimi iyi bir şekilde sağlayamayacaktır. Onu sağlayamadığı zaman da bebeğin rahim içinde kaybedilmesi söz konusu olabilir. Bunun en sık görüleni preeklampsi denilen hastalıktır. Bu gebelik zehirlenmesi olarak tanımlanır. Plasenta aracı görevini çok iyi yapmadığı, bebeğe giden kan akımı çok iyi olmadığı için bu durum bebeğin rahim içinde kaybedilmesine neden olabilir. 

3. Bebek kordonunda kendi kendine oluşan düğümler: Bunu engellemenin hiçbir yolu yoktur. Bu çok ender görülen bir şeydir. Bebeğin henüz kordon ile kendisi arasındaki oran arasında büyük fark vardır. Gebeliğin başında kordon uzun, bebeğin kendisi ufakken, bebek maalesef kordonun içinden geçip o kordona bir düğüm atabilir. Genelde tek düğümde bir problem olmaz ama eğer bu düğüm sayısı 2 veya 3 olursa normal doğum esnasında problem çıkar. Doğum gerçekleştirilmek zorunda kalınır. Eğer kontrolsüz bir anne adayıysa, evde doğum yapıyorsa kalp atışları dinlemeyeceği için bebeği kaybetmek söz konusu olabilir.

4. Bebeğin hasta olması: Bebekte genetik bir bozukluk ölü doğuma neden olabilir. Çünkü genetik sorunlar bebeğin gelişmesini engelleyerek rahim içinde ölmesine neden olabilir. 


Eğer bu anne adayının kendisine bağlı bir hastalıksa ve tedavi edilmemişse aynı sorun yine bekler. Eğer bu preeklampsi olayı ise ve preeklampsi gebeliğin sonlarına doğru olmuşsa bunun tekrarlama olasılığı çok yüksek değildir. Ancak çok erken dönemde özellikle 30 haftanın altında gelişen bir preeklampsi ise bunun tekrarlama olasılığı %30-40'a kadar varabilir.

Eğer bebeğin kendisine bağlı bir şeyde bu sakatlığın ne olduğuna bağlıdır. Annenin yaşına bağlı bir Down Sendromu ise annenin yaşı ileri olduğu için bir sonraki hamilelikte de sakat olursa ölme riski artacaktır.

Ölü bebek doğurmuş bir anne adayı bir sonraki hamileliğinde etken ortadan kaldırılmışsa ölü bebek doğurma riski önemli derecede azalır. Etken ortadan kalkmamışsa doğal olarak azalmaz. Ancak kontrolsüz şeker hastalığı bir sonraki hamilelikte kontrollü hale gelmiş ise o zaman riski belirgin bir şekilde azalacaktır.

Anne adayı ilk hamileliğinde bilinmeyen bir neden ile kaybedilmişse o zaman tekrarlama olasılığı çok yüksek değildir. Tabii ki bu kordon sarkması ise bir sonraki hamileliğinde aynı koşullarda devam ederse, kordon sarkması nedeniyle evde doğum yapan bir anne adayı bebeğini kaybetmişse yine doğum yaparsa yine kaybedecektir. 


Kordon sarkması denen durum çok sık görülen bir durum değildir. En sık görülenler kordonu uzun, amniyon sıvısı fazla, kendisi iri olan ve de doğum sayısı daha önceden 3 veya 4 olan annelerdir.

3. veya 4. doğumunu gerçekleştiren anne adaylarında kordon sarkması sorunu daha sık görülür. Suları birden boşalırsa, kordon aradan, henüz bebek doğmadan rahim ağzındaki 1-2 cm'lik açıktan dışarıya sarkabilir. Bu en sık görülen senaryodur. Bunların %90'ında bebek kurtulur. Çünkü doğum hanedeyken meydana gelir. Kordon sarkması olan durumda zaten anne adayı "suyum geldi, birden boşaldı" der. O anda kalp atışları dinlenmiyosa bile dinlenmeye başlanır. Eğer kalp atışlarında azalma varsa sezaryen ile doğurtulması gerekir. 

Ters gelen yani makat gelişi olan, önce poposu gelen bebeklerde de su önceden gelirse kordon sarkabilir. Kordon sarkması açısından risk altında olan diğer bir grup anne adayı da çoğul gebelik taşıyanlardır. Çoğul gebelik taşıyınca suların kendi kendine gelme olasılığı, kordonların rahim ağzına yakın olma ihtimali ve bebeklerin yan durma ters durma olasılıkları daha fazladır.

Videoyu Göster
Sitene ekle
Kapat