Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Keloğlan Ünlü Falcı nasıl bir masal?

224
kez izlendi
Puan: 4.00 / 5
Detaylı Açıklama

Keloğlan Ünlü Falcı nasıl bir masal?

Günün birinde Keloğlan köyünde sıkılıp, kısmetini gurbette aramaya karar vermiş. Sırtında torbası, elinde değneğiyle yürürken çalılıkların arkasında bir karaltı görmüş. Keloğlan hemen bir ağacın arkasına gizlenip, adamı gözetlemiş. Adam koynundan bir şeyler çıkarıp, bir çalının dibine gömdükten sonra oradan uzaklaşmış. Keloğlan, adamın ne gömdüğünü merak etmiş. Orayı kazmış, bir de ne görsün...  Bir torba dolusu altın durmuyor mu! Keloğlan, bu altının çalıntı olduğunu anlamış. Hem onu gerçek sahibine vermek, hem de bu durumdan yararlanmak için bir plan kurmuş. Torbayı başka bir yere gömüp, yakınlardaki köye gitmiş.
 
Köyde kendini falcı olarak tanıtıp, kayıp eşyaları bulduğunu söylemiş. Bunu duyan köylüler Keloğlan'a daha saygılı davranmışlar. Köylerine onur verdiğini söyleyerek onu misafir etmeye karar vermişler. Ertesi sabah, köyden bir kese altının çalındığını arayıp taradıkları halde bir türlü bulamadıklarını dert yanmışlar. Keloğlan, bir tas su istemiş. Sanki orada görür gibi altınları gömdüğü yeri söylemiş. Altınlarına kavuşan adam da Keloğlan'ı ödüllendirmiş. 

Günün birinde köylünün biri kaybolan eşeği için Keloğlan'ın yanına gelmiş. Bizimki adamı başından savmak için, "Senin eşeğin ne yerde ne de gökte. Ortada bir yerde," demiş. Köylü aranıp dururken, eşeğini tahta bir köprüde bulunca sevinç içinde köye dönmüş. Bu olay Keloğlanın ününe ün katmış.

Keloğlanın ünü köyden kasabaya, kasabadan kente yayılmış. En sonunda padişahın kulağına kadar gitmiş. Meğer padişah da, uzun zamandır babasının emanet ettiği kılıcın sırrını çözmesi için bir falcı arayıp duruyormuş. Nice falcı, büyücü, kılıcın sırrını çözmeye çalışmış ama başaramamış. Başarısız olunca da padişah tarafından cezalandırılmış. Padişahın adamları hemen Keloğlan'ı bulunduğu köyden apar topar alıp, padişahın huzuruna çıkarmışlar.

Keloğlan, padişahın derdini çözemezse, kellesinin gideceğini anlamış. "Ben falcı falan değilim," demişse de kimseyi inandıramamış. Keloğlan bakmış kaçacak yeri yok. Hiç değilse zaman kazanmak için padişahtan kırk gün süre istemiş. Padişah, "Hay hay, demiş. Bu iş için kırk yıldır bekliyorum. Ne yapalım kırk gün daha beklerim. Sırrı çözersen dile benden ne dilersen ama çözemezsen o kel kafana veda edeceksin," demiş. Keloğlan'ı kılıçla birlikte bir odaya kapatmış.

Keloğlan'ın yediği önünde yemediği arkasındaymış ama ne yaparsa yapsın kılıcın sırrını çözememiş. Kırkıncı günün sabahı, "Bu kılıç yüzünden öleceğim!" diyerek, öfkeyle duvara vurmuş. Ama öyle hızlı vurmuş ki, kılıç sapından kırılmış. Keloğlan elinde kalan sapa bakınca, içinde bükülmüş bir kâğıt olduğunu görmüş. Okuma yazması olmadığı için ne yazdığını okuyamamış. Keloğlan padişahın huzuruna çıkartılınca, ne yapacağını bilemeyerek, elindeki kâğıdı padişaha uzatmış.

Padişah, Keloğlan'ın uzattığı kâğıtta yazılanları okuyunca yüzü gülmeye başlamış. Kâğıttaki yazı babasına aitmiş ve şöyle yazıyormuş: "Yiğit şehzadem, saltanatım sana kalacak. Ama çok küçüksün. Bugünlerde ölüp gidersem, ortalıkta kalmandan korkuyorum. Bunun için sana bir hazine sakladım. Gömüldüğü yeri bu kâğıtta gösteriyorum. Sen büyüyüp kılıcın sırrını çözünce bu hazine de senin olacak."
 
Padişah hemen mektupta belirtilen yere gitmiş. Adamları toprağı kazınca, gerçekten de çok büyük bir hazine bulmuşlar. Padişah bu işe çok sevinmiş. Hem hazineyi bulduğu için, hem de babasının vasiyetini yerine getirdiği için. Keloğlan'a, "Dile benden ne dilersen" demiş. Keloğlan bulunan hazineden ufak bir pay ile padişahın güzel kızını istemiş. Padişah önce karşı çıkmış bu isteğe. Ama sonra verdiği sözü hatırlamış. Keloğlan ile kızını evlendirmiş. Hazineden de büyük bir pay vermiş. Keloğlan'la padişahın kızı mutlu bir hayat sürmüşler.

Bu Keloğlan masalında, insanların güçlüklerden yılmadıkları takdirde mutlaka amaçlarına ulaşacakları anlatılmaktadır.

Videoyu Göster

Anne & Çocuk Kanalı

Hepsini göster

Yorumlar

Sitene ekle
Kapat