Kullanıcı girişi
Kullanıcı adımı unuttum
Şifremi unuttum
Giriş yap
UZMANTV'ye Facebook hesabınız ile üye olun

VEYA eposta adresinle üye ol
Zaten üye misin ? Giriş yap

Kullanıcı adı hatırlatma
Kullanıcı adınızı e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
Şifre hatırlatma
Şifrenizi e-posta adresinize gönderebilmemiz için, lütfen kullanıcı adınızı ya da kayıt olurken bize verdiğiniz
e-posta adresinizi yazıp gönder butonuna basın.
ya da
İşlem Tamam
Şifrenizi sistemde kayıtlı olan e-posta adresinize gönderdik. Eğer şifre hatırlatma e-postası ulaşmazsa junk/spam klasörünü kontrol etmeniz yerinde olur. Belki yanlışlıkla oraya düşmüştür.

Üye giriş sayfasına git.

Tamam

Güzel ve Çirkin nasıl bir masal?

165
kez izlendi
Puan: 4.00 / 5
Detaylı Açıklama

Güzel ve Çirkin nasıl bir masal?

Bir zamanlar üç kızı olan zengin bir tüccar varmış. Ama bunlardan ikisi çok bencilmiş. Adı Güzel olan en küçüğünün kalbiyse iyilik ve sevgiyle doluymuş.

Bir gün tüccar, gemilerinin şiddetli bir fırtınada battığı haberini almış. Adamın kasabadaki küçük evi dışında hiçbir şeyi kalmamış. Açgözlü kızlar bu durumdan hiç hoşlanmamış. Ama Güzel, babasına destek olmaya çalışmış. Tüccar bir süre sonra kayıp gemilerinden birinin limana ulaştığını duymuş. Hemen onu karşılamak için yola çıkmış. Bu sırada kızlarına hediye olarak ne istediklerini sormuş. Büyük kızlar, elbiseler mücevherler isterken, Güzel sadece bir gül istemiş.
 
Ama talihsizlikler tüccarın peşini bırakmıyormuş, son gemisinden kazandığı paraları da dolandırıcılara kaptırmış. Üzüntü içinde evine dönmek üzere yola çıkmış. Akşam karanlığı bastırırken ormana varmış. Orman hem karanlık, hem de soğukmuş. Tüccar nereye gittiğini bilmeden atıyla karların üzerinde bata çıka saatlerce yol almış. Derken birden karşısına son derece güzel bir şato çıkmış. Ama bu çok garip bir şatoymuş, çünkü şöminelerinde harıl harıl ateş yanmasına, bütün odaları gün gibi aydınlık olmasına rağmen ortalıkta kimsecikler yokmuş. Tüccar seslenmiş, seslenmiş, cevap veren olmamış. Beklemenin bir anlamı olmadığını anlayınca, salondaki masanın üzerinde hazırlanmış olan yemeği yemiş. Ardından da bir yatağa girip uyumuş.

Sabah uyandığında onun için bırakılmış yeni giysiler bulmuş. Salonda da güzel bir kahvaltı onu bekliyormuş. Şatonun, ona acıyan iyi kalpli bir periye ait olduğunu düşünmüş. Tüccar tam şatodan ayrılırken, bahçedeki gülleri fark etmiş. "Hiç değilse Güzel'e verdiğim sözü yerine getireyim," diyerek, güllerden birini koparmış. Ama koparır koparmaz müthiş bir kükremeyle inlemiş her yan. Çalıların arkasından korkunç görünüşlü bir canavar çıkmış. "Seni değer bilmez Adam! Hayatını kurtardım! Seni besledim, giydirdim! Sen ise teşekkür etmek yerine, güzel güllerimi çalıyorsun. Hemen şimdi ölmeyi hak ettin!" diye kükremiş. Tüccar Canavar'ın karşısında diz çökmüş. "Gülü kızlarımdan birine götürecektim efendim," demiş. "Ben efendi falan değilim, bir Canavarım" diye hırlamış yaratık. Sonra tüccarın tepesine dikilmiş. "O değerli kızlarına gelince... Git, sor bakalım onlara, hayatına karşılık içlerinden biri gelip benimle birlikte yaşar mı... Bu teklifimi kabul eden olmazsa, üç ay içinde öleceksin." Tüccar gün ışığıyla aydınlanmış ormanın içinden, üzgün bir şekilde atını sürüp evine dönmüş.

Evde iki bencil kız babalarının başından geçen korkunç maceraları dinlerken kıllarını bile kıpırdatmamışlar hatta babaları onlara giysi ve mücevher getirmedi diye çok kızmışlar. Güzel ise, "Baba, izin ver ben gideyim," demiş hiç tereddüt etmeden. Babası önce kabul etmemiş. Ama Güzel "Sen olmazsan ablalarıma kim bakar?" diyerek ikna etmiş.
 
Üç ay geçince tüccar şatoya Güzel'le birlikte gitmiş. Her şey orayı ilk gördüğü zamanki gibiymiş: etrafta yine kimsecikler yokmuş, sofra hazırmış. Yemeklerini yemeyi bitirdiklerinde Canavar ortaya çıkmış. Güzel, korkusundan tir tir titremeye başlamış, çünkü Canavar babasının anlattığından bile korkunçmuş.

Sabah olup da babası gidince Güzel tek başına kalmış. Önce bir süre ağlamış, ama sonra sevgili babasının hayatını kurtarmak için orada yaşamak zorunda olduğunu düşünerek, etrafı gezmeye başlamış. Oda kapılarından birinin üzerinde adının yazılı olduğunu görünce çok şaşırmış. Kapıyı açıp içeri bakmış. Oda tam istediği gibi döşeliymiş, kitaplarla, müzik aletleriyle doluymuş. "Canavar beni burada rahat ettirmeye çalıştığına göre, bana zarar vermez herhalde," diye düşünmüş. Sonra bir kitap almış eline. Kitabın üzerinde altın yaldızla, "Sevgili Kraliçem. Her isteğin emirdir benim için," diye yazıyormuş. "Şu anda babamı görebilseydim keşke!" demiş Güzel yüksek sesle. Bunu der demez odanın öte ucundaki aynada babasının görüntüsü belirmiş. Böylece Güzel'in yalnızlık duygusu ve ev hasreti biraz olsun dinmiş.

O gece yemekte Canavar ortaya çıkmış. Karşılıklı sohbet etmişler. Güzel'in korkusu biraz olsun geçince Canavar ona evlenme teklif etmiş ama Güzel "Hayır Canavar, asla!" diyerek kabul etmemiş. O günden sonra her akşam yemekte Canavar konuşmak için Güzel'in yanına gelmeye başlamış. Güzel, gün geçtikçe Canavar'a alıştığını fark etmiş. Hatta geç kaldığında onu merak bile ediyormuş. "Keşke," diyormuş, "bu kadar çirkin olmasaydı!" Canavar bir gün, "Beni sevmeyebilirsin ama beni bırakıp gitmemeye söz vermelisin, yoksa üzüntümden ölürüm," demiş.

Her günü birbirine benzeyen üç ay geçmiş, derken bir gün Güzel aynada babasının hasta olduğunu görmüş. Hemen Canavar'a babasına bakmak için eve gitmek istediğini söylemiş. "Gidebilirsin, Güzel," demiş Canavar. "Ama geri dönmezsen kederimden öleceğimi biliyorsun, değil mi? Dönmek istediğinde yüzüğünü yatağının yanındaki sehpaya koyman yeterli. Sabah olduğunda şatomda açacaksın gözlerini." Bir hafta sonra döneceğine söz vermiş Güzel.

Ertesi sabah Güzel, babasının evinde açmış gözlerini. Babası onu karşısında görünce çok sevinmiş, kendini daha iyi hissetmiş. O gün öğleden sonra, kısa süre önce evlenmiş olan kız kardeşleri babalarını ziyarete gelmişler. Eve geldiklerinde küçük kardeşlerini babalarının yanında görünce, Canavar'ın şatosundaki zenginlikleri duyunca kıskançlıktan çatlamışlar. Güzel'e bir oyun oynayıp, bir hafta daha kalmasını sağlamaya karar vermişler. Böylece Canavar'ın gelip onu öldüreceğini düşünmüşler. 

İki kız kardeş gözlerine soğan sürüp Güzel'in karşısına yaşlı gözlerle çıkmışlar ve ondan ayrılmak istemedikleri için ağladıklarını söylemişler. Güzel de ablalarına kıyamayarak, bir hafta daha kalmaya söz vermiş. Ama çok geçmeden Canavar'ı da babasını özlediği kadar özlediğini fark etmiş. Canavar'ın, "Dönmezsem kederimden ölürüm," dediği, aklına gelmiş. Hemen yüzüğünü parmağından çıkarıp sehpanın üzerine koymuş. Sabah gözlerini Canavar'ın şatosunda açmış.

O günün akşamı yemekte Canavar'ı beklemiş ama gelen olmamış. Birden endişe içinde bahçeye çıkmış. Canavar yerde boylu boyunca yatıyormuş. "Onun ölümüne neden oldum!" diye düşünen Güzel, hemen ona sarılmış. Ama Canavar hâlâ yaşıyormuş. "Artık dönmezsin diye düşündüm. Yemeden içmeden kesilip ölmeye hazırlandım," demiş Canavar fısıltıyla. "Ama ben seni seviyorum!" demiş Güzel. "Evlenme teklifini kabul ediyorum."
 
O anda tuhaf bir şey olmuş. Birden sanki şato daha güzel, daha ışıltılı bir hale gelmiş. Güzel bir süre etrafına bakınmış, sonra tekrar sevdiğine çevirmiş başını. Fakat Canavar yerinde yokmuş. Yattığı yerde genç ve yakışıklı bir prens duruyormuş. "Ben Canavar'ı istiyorum," diye ağlamaya başlamış Güzel. Prens bu sırada ayağa kalkmış. "Canavar benim," demiş. "Kötü bir peri bana büyü yapmıştı. Beni yüzüne bakılamayacak kadar çirkin bir yaratığa dönüştürmüştü. Benimle evlenmek istediğini söylemeseydin, hayatımın sonuna kadar öyle kalacaktım," demiş. Güzel ve Canavar evlenmiş, dünyanın gelmiş geçmiş en mutlu Prens ve Prensesi olmuşlar.

Çocukların çok sevdiği, defalarca filme ve animasyona da uyarlanan Güzel ve Çirkin masalında, asıl iyilik ve güzelliğin dışta değil içte olduğu anlatılmaktadır.

Videoyu Göster

Anne & Çocuk Kanalı

Hepsini göster

Yorumlar

Sitene ekle
Kapat